Avrupa’da yasak, Turkiye’de ise son senelerdeki yasalarla, uretimi yuzde 10′dan 15′e cikarilan “NIŞASTA BAZLI ŞEKER URETIMI”
Avrupa`da yasaklanan ve ABD`de % 2′ye dusurulen nisasta bazli seker uretimi Turkiye`de 2000`lerden bu tarafa once yuzde ona (%10) sonra da yuzde onbese (%15) cikartildi.
Israilden getirilen genetigi degistirilmis soyanin da et ve et mamullerinde kullanildigini bilmekteyiz, ama nicin onlemiyoruz???
ABD`den genetigi ile oynanmis ithal misir getirilerek Turkiyede nisasta bazli seker uretildigini, tadlandirici olarak ozellikle bebeklerin, cocuklarin kullandigi bircok urune katilan bu maddenin cesitli hastaliklarin sebebi oldugunu biliyoruz, konusuyoruz, gazetelerde okuyoruz, TV`de izliyoruz, ama nicin onlemiyoruz??? Cocuklarimiza, torunlarimiza neler birakiyoruz?
Misir surubu amerikan sirketlerine cok kar birakiyor. Fruktozlu seker uretimini Turkiye`ye ABD eski baskani Bush dayatti, Cargill firmasi icin ayricaliklar istedi. ABD fruktoz uretimini saglik sorunlarina sebep oldugundan, yuzde 2`ye dusururken, Turkiye fruktoz uretimini once yuzde 10`a ve sonra da %15`e yukseltti. Avrupa ulkelerinde ise seker ve kanser hastaliklarina yol actigindan, fruktoz uretimi yasak. Kisisel siyasi kararlarimiz ne olursa olsun, objektivite icinde degerlendirme yapip, tarafsiz olarak iyiye iyi, kotuye kotu diyebilmeliyiz, cikar pesinde olmamaliyiz, mert olmaliyiz, sadece milli menfaatlerimize taraf olmaliyiz herzaman. Nisasta bazli seker uretimine musaade edilmemeliydi, ama musaade edildi maalesef.
Avrupa’da yasak, Turkiye’de ise son senelerdeki yasalarla, uretimi yuzde 10′dan 15′e cikarilan NIŞASTA BAZLI ŞEKER URETIMI’nin milletvekillerimiz tarafindan desteklenmemesi, bilakis bu uretimin Turkiyede sifirlanmasi, yasaklanmasi gerekiyordu. Cunku, milli menfaatlerimiz yasaklanmasini gerektiriyordu.
Sirasi gelmisken bazi problemleri burada bildirmeliyim:
I. Turkiye icin, ulusumuz icin savasta ve barista kritik onemdeki tesisler, mesela Petro-kimya tesisleri, haberlesme, komunikasyon tesislerinin yuzde 49`dan daha buyuk bir kismi yabanci ulkelere, yabancilara satilmamali. SATILAN OYLE SIRKETLER, TESISLER VAR KI, UC veya DORT SENEDEKI SIRKETIN CIROSU HATTA KAZANCI SIRKETIN SATINALINDIGI DOLARLARDAN DAHA YUKSEK!!! Tesislerimiz ucuza satilmamali. Bu hususlar savasta degil, barista bile Turkiye icin er-gec cesitli problemler getirir, Turkiyenin milli menfaatlerine zarar verir.
II. SADECE IHRACAT RAKAMLARI TURKIYENIN VEYA BASKA BIR ULKENIN ZENGINLIGINI, GELISMISLIGINI GOSTERMEZ. SENELERE GORE SADECE IHRACAT RAKAMLARININ MUKAYESESI BIR ULKENIN EKONOMIK GOSTERGESI DEGILDIR. Bir ulkenin ekonomik gostergesi sadece ihracat rakamlarindan belli olmaz. Ithalat rakamlari ve borclanmalari da bilmemiz lazim. Bir ulkenin ihracat, ithalat ve borclanma rakamlari, o ulkenin ekonomik gostergesini genelde aciklayabilir, ama sadece ihracatla karar vermek mumkun degil. Aynen ticaret yapanin malinin iyi tarafini da, kotu tarafini da musteriye soylemesi, mesela urunun, malin yas olan kismini musteriden gizlememesi gibi. Diger taraftan, Turkiyedeki ihracat rakamlarinin altinda hayali ihracat da gizli. Japonya’da yok ama, Turkiyede hayali ihracat da var. Maalesef Turk insaninin zekasi ters yonde, hile yonunde cok fazla calismakta. Olmasi gereken islami sifatlardan biri olan mesela durustluk, cogunlukta yok. Ama ters istikamette calisan zeka var. Keske zekalar hile yonunde degil, dogru yonde calissaydi da hayali ihracat olmasaydi ve Turkiyenin ihracati, ithalatinin birkac misli olan, dunyada benzeri olmayan, borcu olmayan super gucte bir ulke olsaydik.
Gercekte yapilmayan, fakat kagit uzerinde yapilmis gibi resmen gosterilen hayali ihracat rakamlari da Turkiye icin ihracat sayilmakta. Daha birkac ay once boyle bir hayali ihracat haberi cikti gazetelerde. Hayali sirketler cikti kagit uzerinde. Kimbilir gazetelerin yazmadigi, yazamadiklari daha neler var neler? Gazetelerde cikan haberlere gore, onlarca gumrukculerle anlasilmis ve gumruklerde mal yokken de, sanki mal varmis gibi gosterilmekte. Gumruk depolarinda mal yok ama, mal varmis ve depo dolu olarak gosteriliyor kagit uzerinde. Onlarca Gumrukculere cok buyuk rusvetler verilmekte gazetelere gore. SADECE DAGITILAN RUSVETLER BIR AYDA MILYONLARCA DOLAR!!! GUMRUKCULERIN BIR KISMI DA MILLIYETCI OLDUGUNDAN, RUSVETI DOLAR VEYA AVRO DEGIL, TURK LIRASI OLARAK ALMAK ISTEMISLER!!! ZEKAYA BAKSANIZA, TAS CIKARTAN BIR ZEKA VAR ORTALIKLARDA!!! TURK LIRASI OLARAK ALMISLAR!!! BU SKANDAL RUSVET HABERLERI NEDENSE BIRDEN GAZETELERDE CIKMAMAYA BASLADI. DEVAMI GELMEDI. HABERLER KESILDI!!! HALBUKI GAZETELER OBJEKTIVITE ICINDE HABERLERIN DEVAMINI VERMELI VE OKUMALIYDIK, OLMADI!!! HAYALI IHRACATA KONU OLAN MAL VEYA URUN AZ BIR HACIMDA DEGIL, COK BUYUK MIKTARLARDA!!! TAM BILEMIYORUM, BELKI MILYARLARCA DOLAR BUYUKLUGUNDE OLABILIR! HAYALI IHRACAT SADECE BIR KEZ DE YAPILMIYOR, DEFALARCA YAPILMAKTA!!! BOYLECE TURKIYE’NIN IHRACAT RAKAMLARI DA BALON GIBI BIRKAC KATINA SISIRILMIS OLABILIR!!! SISIRILEN HACMIN ADI HAYALI IHRACAT! BU NEDENLE IHRACAT RAKAMLARI GERCEK DEGIL! Hayali ihracat urunleri, mallari sanki gumruk depolarindaymis gibi gosteriliyor kagit uzerinde, ama gumruk depolari fiziken bombos, mal yok gumrukte ama kagit uzerinde mal var ve depolar dolu gosteriliyor. Belki de gumrukculer mallari gozleriyle gorebilmekte ve biz aptallar mallari goren gozlerimizle goremiyoruz. Hatta, gercekte yapilmayan ihracat icin gercekten tesvik alan hayali sirketlerin bile var oldugunu duydum ayrica. Yani bir sirket gercekten ihracat yapmadan, sanki o ihracati yapmis gibi vatandaslarimizin verdikleri vergilerin bir kismiyla o sirketler odullendiriliyorlar, bunu da duydum. ihracat tesviki var, bu tesvik ile hayali ihracati yapanlar da odullendirilmekte. Bunlar gercekten odullendirilerek, cok basarili sirketler olmakta hayali ihracat yapanlar. O sirketler hak etmedikleri paralari yani vatandaslarimizin odedikleri vergileri nasil alabilmekteler, nerelerde bunlari harcayabilmekteler ve ulusumuza hangi yuzle bakabilmekteler?
DPT’de 1968-1972 yillarinda calisirken, Rahmetli Turgut Ozal DPT Mustesariydi. Kardesi rahmetli Yusuf Bozkurt Ozal’la ayni odada oturuyordum. Merhumla hergun olmasa bile arada bir kisaca sohbet eder, gorusurdum. Merhum Turgut Ozal’a ve kardesi Yusuf Bozkurt Ozal’a Allah rahmetlerini bol eylesin. Turgut Ozal cok degerli biriydi, cok saygi duyarim. 1968′lerde rahmetlinin siyasi partisi yoktu. Sonraki yillarda siyasete atildi, ama vefatindan sonra onun siyasetini devam ettiremediler. Ozal kalitesinde bilgili, cekip goturen, dusundugunu yapabilen otoriter biri cikmadi. DPT’de bazi gunler sabahlara kadar calisir ve TBMM’ne ve hukumete cesitli sektorlerde gerceklesen hem ihracat ve hem de ithalat rakamlarini ve diger bilgileri sunar, onumuzdeki seneler icin projeksiyonlar verirdik. Butce gorusmelerinde sorulan sorulari DPT teknik kadrosu olarak cevaplandirirdik.
Turkiye’ye bazi ithalatlar yapiliyor ve ayni ithalat ihracat adiyla ulkemizden baska bir ulkeye daha Turkiye’nin gumrugunden yurda giris yapmadan sanki transit mal, urun gibi yurtdisina yonlendiriliyor. Ve bunun adi da maalesef ihracat olup, ihracatimizi yukseltmekte.
Gonul ister ki, Turkiyemizin hem ihracati, hem ithalati, hem borclanma kalemleri yillara gore objektif olarak verilsin. BU USULE TUM SIYASI PARTILER UYSALAR, NE KADAR GUZEL OLACAK! Muhalefet partilerinin de hicbir profesyonel becerikliligi yok. Hatta CHP eski durumunu da kaybetti. Muhalefetteki siyasi partiler, Turkiye icin hayali olmayan hicbir alternatif program veremiyorlar. Iktidarin alternatifi olamiyorlar. CHP’nin secim zamanindaki vaadlerine gore, vaadlerini yapacak parayi bulmasi mumkun degil, imkansiz!!! Nicin hayali vaadler verilmekte? Daha once CHP’ye oy veren, CHP’li secmenin akli varsa bu aldatmacaya dur demeli ve CHP’ye oy vermemeli. CHP’nin yaptiklari da demokratik duzene yakismiyor. CHP’nin yaptigi bu aldatmaca, demokrasi icin hic de iyi degil ve basimi pek cok agritmakta!!!
III. Ankara’da yuruttugum isler icabi, Cevre ve Orman Bakanligini, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanligini, Basbakanlik Denizcilik Mustesarligi ve Ankara Buyuksehir Belediyesi’ne defalarca gittim. Gorduklerim iyi degil!!! Her yerde bulunan personelin takriben 10 gorevliden yarisi yerinde oturmakta, bunlardan 1 veya en cok 2 kisi ciddi olarak calismakta, digerleri ortalikta yok. Yerindeki diger 3 kisi ya hicbirsey yapmadan oturmakta, veya bilgisayarda oyun oynamakta yahut gazete okumakta yahut birseyler yimekte. Cevre Bakanligina sabah gittim, bilgi almak istedigim konuyu guvenlik memuruna, muracaata bildirdim. 21. kata cikmami soylediler. Bu kata cikinca, konuyu soyliyerek bilgi istedim. Birine gonderdiler. O kisi beni baska birine yonlendirdi, o da digerine, fakat bu kisi de toplantidaymis, ogleden sonra gelir dediler. Bodrum katina inip oglen yemegimi yedim, namazimi mescitte kildim ve ogleden sonra tekrar yukari cikip bayan memureyi ofis girisinde beklemeye basladim. Odasinda beklememi ve mesainin 1330 da basladigini bildirdiler. 6 kisilik odaya 13:38 de iki memure geldi, cep telefonlari ile 1-2 dakika oynayip, odayi terkettiler. Bekledigim memure 13:42 de geldi. Masasi oldukca kalabalik ve oldukca mesgul gorunuyordu. Anladim ki bu odada gercekten calisan tek memure gorustugum bayan ve konusunda uzman. Demekki japonya falan lafi edince beni uzmana yonlendirmisler. Cevre Bakanliginin buyuk salonlari 1.4 metre yuksekligindeki bolmelerle ayrilmis durumda ve diger bolumleri de ayaga kalkinca gorebiliyorsunuz ve her bolumde yukarida belirttigim sekilde 6 masa var, amma velakin personelin en az yarisi ortalikta yok ve geri kalanlarin uctebiri calismakta, yani bir odada bir kisi calisiyor gibi. Demekki Cevre Bakanligi personeli ucte bire indirilse ve herkes normal calissa Bakanlik faaliyetleri aynen yurutulecek gibi.
Rahmetli Dedemden kalan Ankara sehir merkezindeki 5 parsel arsanin belediye tarafindan imar plani gecirildikten sonra hamur olarak, kucuk parcalar halinde baska arsalara yamandigi problemini cozebilmek ve kendi parsellerimizi geri alabilmek icin Ankara Buyuksehir Belediyesindeki 17.katina ciktim. Bu katda cok buyuk genis ve uzun salonda birkac sira halinde belki 100 kadar masa ve 100 kadar da sandalye, koltuk vardi. Yani 100 kisinin calismasi gerekli. Bu salonda yaridan cogunu, takriben 60-70 kisiyi otururlarken yakaladim. Cok guzel, ama guzellik burada bitti. Cunku ben salonun ortasindan bir bastan, bir basa yurumek zorunda kaldim, gorduklerim soyle: Oturanlarin yarisina yakini bayan memureler. Tum memur ve memurelerden en az yarisi gordugum kadariyla belediyenin isini yapmiyorlar, onlar ya bilgisayarda oyun oynuyorlar, veya gazete okuyorlar, veya hicbirsey okumadan, bilgisayara bakmadan oturarak zaman gecirmeye calisiyorlar. Tabiiki is yapar gibi olanlar da var bu 60-70 kisi arasinda. Fakat takriben 20-30 dakikalik izlemimde is yapanlarin sayisi yuzde onu gecmiyordu. Genellestirecek olursam, Ankara Buyuksehir belediyesi 100 memur ve memure yerine ayni yapilan isi 10 memur ve memure ile goturebilir. Bunlardan 3 tanesi herzaman izinli de olsa geriye kalan 7 kisiyle isler bu katda yuruyebilir. Belediyede mesai saatleri bitimine az bir zaman kala gorusmelerimi bitirdim. ANCAK, RAHMETLI DEDEMIN BIRAKTIGI 5 PARSEL ARSA HAKKINDA OLUMLU BIR GELISME OLMADI. BELEDIYE CANI ISTEDIGI GIBI PARSELLERI PARCALAMIS, HAMUR ETMIS, VARISLERIN ELINE BIRSEY BIRAKMAMIS!!! Asansorle asagiya inmek istedim, belki 10 dakika asansor bekledim, asansor benim binecegim katda durmuyor, sadece yukari giden asansorler duruyor ve sonra anladim ki, memur ve memureler yukari katlara cikan asansorlere binip, asagiya iniyorlar ve asagi katlara giden dolu asansorler benim binecegim katda durmuyor; mesai bitiminde binadan bu sekilde cabuk cikma usulunu memurlar gelistirmisler. TEBRIKLER!!! Yani is sahipleri, islerini takip edenler usulune gore asagiya giden asansorlere binmeleri gerektigi icin, bekleyip duruyorlar, asansorlere mesai saati bitimine yakin binemiyorlar ve asagi katlara merdivenle inmeye zorlaniyorlar ve calisanlar yukari cikan asansorleri tam kapasitede dolduruyorlar. JAPONYA’DA 3-4 KATLI HASTANEDE, ASANSORLERI HASTALARIN VE ZIYARETCILERIN KULLANMALARI ICIN, HASTANE PERSONELININ MERDIVENLERI KULLANMASI GEREKMEKTE! BU SEKILDEKI KISITLAMA YAZISINI BIZZAT ASANSOR YANINDA GORDUM. USUL BOYLE! NEZAKET DOLU USULU DE ANKARA BUYUKSEHIR BELEDIYESINDE YASADIM, BU USUL TEBRIK EDILEBILIR MI??? ANKARA BELEDIYE BASKANI ICIN DE, BINANIN TEPESINDE HELIKOPTER INIS ALANI VAR, HERSEY PLANLANMIS!!! TOKYO BELEDIYESINE DE HELIKOPTER INISI MUMKUN MU, BILEMIYORUM.
ANKARA’DA DEVLET DAIRELERINDE VE BELEDIYEDEKI GORDUKLERIME COK UZULDUM, VERGILERIMIZIN NASIL ISRAF EDILDIGINI, CARCUR EDILDIGI VE IS YAPMAYAN KISILERE VERILEN MAASLARIN BUYUKLUGUNU DUSUNEREK, AYRICA UZULDUM. BILINDIGI GIBI PEKCOK ISSIZ VAR, MARKETLERDE AGIR ISLER YAPARAK CALISANLARIN BUYUK COGUNLUGU ASGARI MAASLA CALISMAKTA, AMA MARKETLER BUYUK KAZANCLAR SAGLAMAKTA!!! BUNA MUKABIL DEVLET DAIRELERIMIZDE VE BELEDIYEDE MASASI OLAN FAKAT GUNDE 8 SAAT CALISMAYANLARA, ORTALIKTA GORUNMIYENLERE VERILEN MAAS ASGARI MAASIN BIRKAC KATI!!! HATTA MAAS BORDROSUNDA ADI OLUP, ISYERINE GELMEYEREK, AYLIK MAASLARINI ALANLARIN DA MEVCUT OLDUGUNU DUYMAKTAYIZ!
Teksas’li Bush`un dedesinden, babasindan kalma onbinlerce hektarlik, yuzlerce kilometrekarelik Misir tarlalarina ve kendi ulusuna degil de, bizim yuce ulusumuza yaptiklarina: Misir tarlalari olan Bush kendi ulkesine, kendi vatandaslarina yapmadigi kotulugu, yapamadigi kotulugu, vermek istemedigi zarari, bize dost gorunerek ulusumuza yapti.
Her urunde seker var. Ozellikle bebek mamasinda bile seker olmasi cok tehlikeli. Fruktozlu seker ise bu tehlikeyi ve saglik sorunlarini cok daha fazla arttiriyor.
Bildigim kadariyla, gunumuzdeki Turkiye’de nisasta bazli seker ureten 5 tesis var.
1. Cargill`in kapasitesi 400,000 ton MISIR
2. Adanada bulunan Amylum`un kapasitesi 250,000 ton MISIR
3. Ulker-Cargill ortakligindaki Pendik Nisasta`nin kapasitesi 110,000 ton MISIR
4. Tat`in kapasitesi 70,000 ton MISIR
5. Sunar`in ki 55,000 ton MISIR
Ulker grubu, Pendik Nisasta Sanayi tesisinde Cargill ile ortak olarak MISIR surubu uretiyor.
BU NETICEYE GORE cargill COK DAHA GUCLENEREK, bush’un BIR MILYON (1.000.000) TON MISIRINI, yani bir milyar kilo MISIRINI SADECE TURKIYEYE SATTI. AYRICA cargill’in FABRIKALARI DA VAR TURKIYE’DE. VE NETICEDE DEV YAPTIK CARGILL’i!!!
British Medical Journal`da yayinlanan bir makalede de “Seker tutun kadar tehlikeli, zarar verici ve bagimlilik yapici oldugundan uyusturucu sinifina konulmalidir” deniliyor.
Yuzumuze gulen dost sandigimiz ulkeler, dusman ulkelerden cok daha fazla ulusumuza bu devirde zarar verebilmekte, bu yazidaki gibi gercek cekindirici misaller var. Dusmanimizi biliyor ve olculu oluyoruz, ama dostumuza bu olcuyu uygulamiyoruz, toleransli oluyoruz genelde. 30-40 sene onceki komunist dusmanlar da yok oldu bu devirde. Stalin kendi ulkesinde coktu, yok oldu, Stalin`in heykelleri bile parcalandi, kalmadi ortalikta ve muzelere degil, cope atildi. Simdi Rusya ile aramizdaki vizeleri bile kaldirdik. Belki Turkiye etrafindaki sinirlar da kismen veya tamamen kalkacak! Bize kendilerini dost gosteren, dost sandigimiz ulkelerin yoneticilerinden, idarecilerinden dolayli veya dolaysiz olarak gelen buyuk zararlara gunumuzde hazirlikli olmaliyiz. Dostumuz gorunen her ulkeye aldanmamaliyiz, ikili iliskilerimizi her yonuyle ulusumuzun milli menfaatleri, manevi degerleri geregince bilimsel olarak objektivite icinde, sadece ve sadece milli menfaatlerimize taraf olarak degerlendirdikten sonra, ulkeler arasi iliskileri kurmaya veya devam ettirmeye belli bir sure icin ancak o zaman karar verebilmeliyiz. Sozde dost olan, gorunurde dost olan, zamanla anlasilacak gercek huviyetleri farkli olan ve ulusumuza, devletimize, kurumlarimiza ve vatanimiza kisa veya uzun vadede zarar verecek ulkelerin tek tarafli oyunlarini, planladiklari senaryolari gerceklestirebilecek zeminleri hicbir turk vatandasi olarak hazirlamamaliyiz, bu oyunlara gelmemeliyiz. Aldatilmamaliyiz. Bilgili, suurlu ve ayik olarak, milli menfaatlerimizin geregini yaparak, 365 gun, 24 saat teyakkuz halinde ulusumuzu, milli cikarlarimizi, milli menfaatlerimizi koruyacak kararlar alabilmeliyiz. ABD`nin ulusumuza verecegi zararlari, mesela Cargill sirketi konusundaki dayatmalarini en azindan milli menfaatlerimiz geregi birileri geri cevirmeliler. Biz ilkonce kendi milli menfaatlerimizi dusunmeliyiz, milli menfaatlerimize ve halkimizin sagligina taraf olmaliyiz. Sadece ve sadece kendi milli menfaatlerimize taraf olmaliyiz. Kendi sahsi cikarlarimiza degil, milli cikarlarimiza taraf olmaliyiz, cunku obur tarafa giderken sadece 5-6 metre kefene ihtiyac var, baska bir sey goturemiyoruz obur tarafa.
Mesela, ABD yonetimi, amerikan vatandaslarinin saglik sorunlarina neden oldugundan, fruktoz uretimini ABD`de yuzde 2`ye dusururken, Turkiye son 10 sene icinde fruktoz uretimini once yuzde 10`a sonra da yuzde 15`e yukseltti. NICIN? Avrupa ulkelerinde ise seker ve kanser hastaliklarina yol actigindan, fruktoz uretimi yasak! Yani yuzde sifir (%0.0). Avrupa ulkeleri kendi uluslarinin sagliklari icin ve milli menfaatleri dogrultusunda almalari gereken kararlari alabiliyorlar, tebrikler!
Genetigi degistirilmis tohumlarin veya urunlerin Turkiyeye ithal edilmesini, ayrica nisasta bazli seker uretimine izin verilmesini, yuce ulusumuza saglik yonunden yapilan ve geriye donusu olmayan sagligi bozan cok buyuk bir kotuluk, telafi edilemiyecek bir zarar olarak gormekteyim. Gecen ay, Ankara`da bir arkadasimdan duydum, o da Nisasta bazli seker ureten tesiste calisan bir tanidigindan duymus, diyor ki, 5 litrelik bir teneke dolusu tadlandirici, 5,000 litrelik tatliyi tadlandirabilmekte!!! Yani bire bin (1`e 1000) tadlandirma mumkun!!!
Simdilik %15 olan Nisasta bazli seker uretimi Turkiye’de gelecek yillarda %25′e yukseltilirse ulusumuz ne yapmali?
Gofret, dondurma, biskuvi ve mesrubatlara kadar genelde pek cok urunde nisasta bazli seker kullanilmakta. Nisata bazli sekerin sebep oldugu anormallikler ve hastaliklar ise ilkbasta soyle siralanabilir:
Kemik erimesi
Kansizlik
Karin tipi sismanlik
Karaciger yaglanmasi
Kanserler
Seker, dis curumesi basta olmak uzere, obezite, diyabet, kalp, ve dolasim hastaliklari, bobrek taslari, kanser, hipertansiyon, felc, ulser, astim, romatizma, kronik yorgunluk ve kemik erimesine sebep oluyor.
Vucudun her tarafina tasinan seker, ozellikle de gobek, kalcalar, gogusler, bacagin ust kisminda toplaniyor. Bu bolgeler de doldugunda, yag asitleri kalp ve bobrek gibi aktif organlara dagiliyor. Bu organlarin calismalari gittikce yavasliyor ve sonucta dokulari bozularak yaga donusuyor. Bagisiklik sistemi zayifliyor. Vucut soguk, sicak veya mikroplara karsi koyamiyor. Vucutun bagisiklik sistemi bozuluyor.