Gunlük hayattaki problemleri, negatifleri, gecmisteki problem ve sıkıntıları, yasadığımız bugünlere ve kısmetse yaşayacağımız yarınlara taşımayıp, bunları silerek veya vicdanlarımızın tolere edemediklerini inancımıza göre öbur dünyaya, Allah’a havale ederek, yasadığımız bugunlerdeki düşüncelerimizi bunlardan arındırarak daha sağlıklı günlerle bu ölümlü dünyada yaşayabiliriz eger Yaratan takdir ettiyse. Sevdiklerimize daha derinlerden, daha sicak ve daha çok vakitlerimizi vererek, çok daha dinamik ve zinde olarak onlarla ilgilenebiliriz.
Bana ve aileme bilhassa Japonyada yapilan haksizliklar ve verilen maddi ve manevi zararlar, sabirla bekledigim 18 aylik surede, zarar verenlerin duzeltici uygulamalarini baslatmamalari neticesinde beni pek cok yormustu. Bana ve aileme yaptıklari haksızlıkları, verdikleri zararları anlamamazlıktan gelmeleri ve 18 ay icinde verdikleri zararlarla ilgili duzeltici uygulamalara baslamamalari ve hatta ozurler bile dilememeleri ve sanki hic haksızlık yapmamıslar ve parasal zararlar vermemisler gibi davranmaları nedeniyle, artık daha cok bekleyemiyerek onları Allah’a sikayet etmek mecburiyetinde kaldim, ve dusuncelerimi bu konuda, bu dunyada sifırladım. Oysa ki, zarar verenlerin obur dunyadaki kendi menfaatlerine olacak duzeltici uygulamalara baslamalarini 18 ay sabirla onlar icin bekledim ki, manevi inanclarimiza gore ve kul hakki geregi olarak gerekenleri yapmalarini bekleyip durdum, ama beklenilenleri yapmadiklari gibi bu sefer mazlum oldugum halde, beni suclu gormeye basladilar!!! 18 ay bekleyisten sonra, vazifemi fazlasiyla yaptigima kanaat getirip, onlari kurtarmak artik bana ne deyip, hepsini Allah’a sikayet etmek mecburiyetinde kaldim. Neticede pek cok rahatladim, yenile dogmus gibi oldum, boylece ibadetlerimle ve sevdiklerimle ilgilenecegim vakitlerim de cok fazlalasti.
Esim ise onları bu durumlarıyla 18 ay bekledikten sonra affetmemi defalarca soyliyerek, benden cok daha fazla toleranslı oldugunu, yani daha cok pozitif hareketlere ve pozitif enerjiye sahip oldugunu ispat etti. Gercekten, bana takriben 5 milyon yenden daha fazla (takriben 55,000 abd dolari) birkac konuda zarar verenlere / verdirenlere ve pek cok haksızlıklar yapanlara haklarımı helal edemedim, bu bir gercek!!!
Bazi kisileri gittikleri egri yollardan maalesef dogru yola ceviremiyorsunuz ve onlar delilli ikazlarinizi dinlemiyorlar, dinlemek istemiyorlar, gormuyorlar veya gormek istemiyorlar ve cok yazik ki kendi nefisleri istikametindeki egri yollarini hak yol saniyorlar ve hatta onlarin iyiligini istemis olmaniza ragmen, sizi mesnetleri / dayanaklari olmaksizin munazaralarinda sucluyorlar ki, boyleleri de aramizda maalesef bu dunyada yasamakta. TESBIT EDEBILDIGIM KADARIYLA, BU KISILERIN KISMEN VEYA TAMAMEN KUL HAKLARINA SAYGILARI OLMUYOR. BUNLARI KUL HAKKI ETKILEMIYOR! VICDANEN RAHATSIZ DA OLMUYORLAR GIBI DAVRANIYORLAR!!!NETICEDE BU KISILERE GERCEKTEN ACIYARAK, ONLARI BU DUNYADA SILMEK MECBURIYETINDE KALIYORUM!!!
Tam tatmin oldugum husus ise Yaratan’in (deliler haric) herkese (hangi dine sahip olursa olsun, dinsiz de olsa) akil ve rizik vererek tum hurriyet icinde hepimizi dunyaya salivermis olmasi ve herkesin yaptigi herseyi sabirla her an olumlerimize kadar kaydetmesi ve obur dunyada bu kayitlar esas alinarak sinava girmemiz!!! Ne kadar guzel ki, obur tarafta boynuzlu hayvan bile, boynuzsuzdan hakkini alacak!!! Hic kimsenin digerinde bir hakki kalmayacak!!!
Neticede bu dunyada sıfırladıgımız ve / veya obur dunyaya havale ettigimiz problemlerle bu dunyada kazandıgımız zindeligimizi ve ilave vakitlerimizi, maddi ve manevi yönde kendimiz, ailemiz ve gercek dostlarimiz icin yapacagimiz yararlı uygulamalarımızla değerlendirebiliriz eğer Yaratan takdir ettiyse…
Bizlerden daha iyi imkanlarla yasayanlari degil de, kendimizden daha problemli olanları veya bizim imkanlarımızdan daha az imkanlarla yasayanların her an bu dunyada mevcut olduklarını bilerek, Allah’a her zaman sukur etmemiz, hamd etmemiz gerekli. Gunluk hayatın ilk luzumlu gereksinmeleri olan yiyecekleri bile bulamayan, böcekleri toplayarak yemek mecburiyetinde kalan ve ruyaları midelerine girecek cok az bir yiyecek ve kuru ekmek olan Afrikalı komşularımızı hic bir zaman unutmayalım. Yakındaki ve uzaklardaki her cografyadaki komşularımıza karsı vazifelerimizi yaparak, onlara yardım ederek, muhtaclarla kendimizi mukayese ederek Yaratana kendimiz icin şükretmemiz, şükranlarımızı arz etmemiz ve hamd etmemiz gerekli, teşekkür etmemiz lazim! Sevdiğimiz yiyecekleri, yaş pastamızı yeyip, kahvelerimizi icerken komsularımızı unutmayalım, her zaman hatırlayalım. Her gun çope attigimiz Turkiye capindaki milyonlarca ekmegi ve binlerce ton yiyecekleri dusunelim. Ac bir insanı doyurduğumuzda kendimiz gercekten aç olmamiza rağmen, karnımızı oldukca tok, maddi ve manevi yonlerden kendimizi çok daha güclü ve buyuk bir haz ve mutluluk icinde hissedebiliriz. Bu bir gercek. Bunu ben denedim.
Asirlar onceki buyuklerimiz, sahip olduklari sadece bir tane hurmayi bile, ac olan bir muhtacla paylasabilmistir ve bu bir hurma iki kisiyi de onlarca hurma olarak tatmin etmistir, unutmayalim! Bugun de, 2009′lara layik buna benzer uygulamalari imkanlarimizla yapabilelim. Burada yazdiklarimi hepberaber deneyelim. Hayir yapmakla, malimiz ve servetimiz de katiyyen azalmayacak, daha da bereketlenerek buyuyecektir. Hayir yapilmayan servet de cogalmayacak, bereketlenmiyecek ve neticede yok olacaktir. Bu gercekler deneyim sonuclaridir.
Sayın Nilgün Delikan, günümüz insanının yaşam gundemindeki gerceklere ve problemlerine cok guzel değinmektedir ki, değerli gorüslerini yansıtan Nilgün Delikan’ın aşağıdaki yazısını okurlarımızla paylaşmak istedim. Sayın Delikan’ın yazısında bulunan sadece bir paragrafı teknik bilgime ve görüşüme göre değiştirdim, ilaveler yaptim; ayrica bir paragraf da ilave ettim. Bu iki (2) paragrafi yeşil renkle fontlandırdım:
Bu yazidaki hususlari yapmakla, bizlerin çok daha iyi biyolojik ve psikolojik sıhhatlerimize kavuşabileceğimize, cok daha iyi pozitif bir morale erisebilecegimize inanıyorum. Bu konuda deneyimlerim / tecrubelerim de oldu, inanarak yazıyorum.
Kimden: Nilgün Delikan
Tarih: 15 Ekim 2009 23:48
Konu: Pozitif enerji kullanmak…
Beyin öyle bir güçtür ki…
Kafadan geçen her düşüncenin bir talep olduğuna inanıyorum…
Trafik kazasından korkan insanlar hep kazaya uğrarlar. Eğer siz korkuyla yola çıkar ve hep bunu beyninizde kurgulayıp etrafa negatif enerji yayarsanız mutlaka şoföre kaza yaptırırsınız ama arabayı siz kullanıyorsanız ve böyle korkularınız varsa eğer sakın araba kullanmayın…
Çocuğuna aşırı korumalı ana ve babalarının çocuklarına hep bir şeyler olur yani biri bir taş atsa bile gelir sizin çocuğunuzun kafasını bulur o zaman siz şunu düşünürsünüz “onu kollayıp korumasam hep başına olumsuz şeyler geliyor.
Neden acaba ? Bu tıpkı (yumurta mı tavuktan çıkar, yoksa tavuk mu)’yu andırmıyor mu?
Hep para olmadığından yakınıyoruz sanki bunu soran bizden para isteyecekmiş gibi. Aynen devam edin, neyi YOK diyorsanız, onu YOK etmeye devam edin, sürekli şikayet edip etrafa olumsuz ve zavallı görünerek her şeyin bereketini kaçırın, ayrıcada bu kadar mızırdanma sonunda dostlarınızı da kaçırdığınızı fark edeceksiniz.
Sürekli param yok diyen insanlar paralarının bereketini öyle kaçırırlar ki bir gün gelir birde bakarlar gerçekten paraları bitmiş ama bu bitiş ani çıkan hesapta olmayan mecburi harcamalarda olabilir, sağlığa harcanması gereken miktarlar da olabilir.hangi hastalıktan korkup, çağırıyorsanız size onu getirir.
ÇOK İYİYİM ÇOK ŞÜKÜR demekle işe başlayın. enerji şeklinde size geri dönüşünden aldığınız pozitifi başka hiçbir şeyde bulamazsınız.
Yeni bebeği olmuş bir anne eğer sıkıntıları varsa veya olumsuz bir kişiliğe sahipse lütfen en olumlu olduğunda bebeğini kucağına alıp onu çıplak tenine deydirsin.
Eğer bebeklerinizin huzurlu ve sağlıklı bir bebek olmasını istiyorsanız onu sakin kavgasız gürültüsüz ve pozitif bir ortamda büyütmeye çalışın, Kızgınken, sinirliyken kucağınıza almamaya çalışın ve ona sınırsız sevginizi gösterin. Öpün koklayın ve bilin ki bu günler çok çabuk geçecek ve bilin ki çok çabuk büyüyorlar.
Bazı anne ve babalar çocuklarını çok sevdikleri halde bunu ifade edemez ve gösteremezler.
Neden ?
Ne zaman göstereceksiniz?
Allah’ın verdiği bu armağana sevgiyi en güzel şekilde göstermemiz bir şükür ve teşekkür değil mi ?
Beyin öyle bir güçtür ki,
insan beyin gücünü kullanarak isterse kendini felç de edebilir, öldürebilir de, kanserini de yenebilir. Yeter ki beynini şartlandırabilsin.
Size tıp kitaplarına girmiş bir olayı anlatmak istiyorum:
“Et taşımaya yarayan soğutuculu bir tren, temizlenmek için bir istasyonda duruyor..
İşçiler vagonları temizlemeye başlıyorlar, işçinin biri bir vagonu temizlerken diğer işçi o vagonu boş sanıp kapısını dışardan kilitliyor.. Biraz sonra tren hareket ediyor, ve bir durak sonra et almak üzere bir istasyonda duruyor.
Kapalı kalan işçinin vagon kapısı açıldığında işçinin donarak öldüğü görülüyor. Fakat bir bakıyorlar ki, vagonun ısısı normal ısıda yani dondurucuya geçirilmemiş. Ama kapalı kalan işçi bunu bilmediği, donarak öleceğini sandığı için beyin aynen donmanın şartlarını hazırlayarak, donmanın tüm belirtilerini göstererek vücudunu buna uyduruyor.”…
Allah’in takdir ettigi pek cok kanser hastaları onlarca sene sonra da yaşamlarına devam ettiklerine şahit oluyoruz. Cunki, iyi olmak icin hastalarda büyük bir güc ve azim var! Her kim olursa olsun, bu büyük güce ve azime sahip olanlar, hastalıklarını yenebiliyorlar Allah’ın izniyle. Esimden duydugum baska bir gercegi de burada yaziyorum: Tokyo’da trende giderken yaşlilar kisminda ayakta gordugu bir bayana Eşim onunde acilan bir yer icin buyurun oturun demis. Yolcu bayan da yakinda inecegini belirterek Eşimin onundeki bosalan yere oturmak istememis. Eşim oturmus ve ayaktaki bayan eşime şoyle demis: Ben oturunca sen burada oturamazsin, burasi yaşlilarin oturacaklari yer diyerek bana erkek yolcular kiziyorlar. Bu bayan da duyduklarindan rahatsiz olup, 80 yaşinda oldugunu soyliyerek yaşini tevsik eden ID’sini de gosteriyormus. Kendisini daha yasli sanan erkek yolcu, bu bayanin gercekten yasli olmasi nedeniyle utanmis neticede. 80 yasindaki bayan takriben 50′lerinde gozuktugunden, Esimin dikkatini cekerek, bu bayana bu sekilde nasil genc kalabildiginin sirrini sormus, o da devamla soyle demis: Karsilastigim olaylar iyi de olsa, kotu de olsa hersey icin tesekkur ediyorum (Japonca olarak kansha shimasu diyor) ve başima kaza geldiginde ve hastalandigimda da teşekkur ediyorum, cunki hastalik zamaninda da ogreneceklerim ve ders alacaklarim oluyor demis. GERCEKTEN 80 YASINDAKI BU JAPON BAYAN, POZITIF HAREKETLERIYLE 50 YASLARINDA VE SAGLIKLI GORULEBILMEKTE!
Sadece bir insanin beyninde yaklaşık 13 milyar civarında sinir hücresi vardır. Her bir hücre sinyal gonderdiginde yaklaşık 7.3 kilo voltluk, yani 7,300 Voltluk bir voltaj gerilimi açığa çıkarır. Pratikte mümkün değil ama teorikte beyindeki tüm sinir hücrelerinin gorevleri dogrultusunda fonksiyonel olarak sinyal gonderip aynı anda enerjilerini aciga cikardiklarini varsayalım. Bu durumda cok buyuk bir enerji açığa çıkar ki bu da takriben yuzlerce / binlerce binanin veya gokdelenlerin, yani bir sehirin tüm elektrik ihtiyacını bir insan beynindeki tum sinir hucrelerinin karşılayabilecegi güc kaynagi olabilecegini gosterir. Bir kuşun hic yere konmadan 10,000 kilometre gece ve gunduz gercekten uctugunu ciddi bir programda izledim. Kuşun her saniye kanatlarını cırparak sagladıgı ucma gucuyle havada kalabilmesi ve ucmak icin kullanmasi gereken enerjisiyle, kuşun midesindeki yiyecegin verdigi kalori / enerji mukayese edilebilir mi? 10,000 km’yi bir yolcu ucagi maksimum hizla 10 saatte katedebilse bile, bu mesafeyi kuş hic durmadan, konaklamadan ve uyumadan takriben 250 saatte, yani takriben 11 gun ve gecede alabilir. Insanlığın daha bilemediği ve çozemediği pek çok sırlar var Yaratan’ın yarattıklarında ve yaratıkların suni veya tabii olarak şartlandırılmalarında!
Beyninizi olumlu şeylere kanalize edin.
Bazı insanlar vardır, hep konuşurken daha yaşasam 1-2 sene daha yaşarım diye konuşup sık sık bunu tekrar ederler ve kendilerine adeta bir ölüm zamanı belirlerler.
Ben bu laftan çok korkarım, eğer bunu inanarak söylerlerse beyinlerini öyle bir şartlarlar ki, öyle bir kurgularlar ki gerçekten dedikleri zamanda ölürler.
Bu yüzden kaç yaşında olursanız olun hep bir hedefiniz ve hayalleriniz olsun ki uzun yaşayabilesiniz.
İnsan hayal ettiği müddetçe yaşarmış.
Ne doğru bir söz değil mi?
Dün bitti. Dünün tekrarı yok aynen rüyalar gibi.
Yarını, hiç bilmiyoruz, iyi şeylerde olabilir kötü de.
Yani unutkanlıklar, enerji kayıpları, isteksizlikler, migren, mide-bağırsak şikayetleri, uykusuzluklar, beyin tümörleri, tansiyon iniş-çıkışları, vücudun muhtelif yerlerinde uyuşmalar, mutsuzluk, hatta depresyon, kalple ilgili şikayetler ve kansere zemin hazırlamış olursunuz.
Ama şu anımı biliyorum, ayağım kırık bu yazıyı yazıyorum ama eşim yanımda çocuklarım sağ ve ben bu yüzden dünyanın en mutlu insanıyım ve yarınımı da bilmediğim için bu anımı en iyi, en keyifli ve en pozitif şekilde değerlendiririm.
Ama siz bu stresi kısır döngüye çevirirseniz yani sürekli beyninizde kurarsanız, hep bunu düşünürseniz, gelen olumlu şeylerin hepsi geri gider.
Akıllı, kontrollü ve olumlu olmak yeterli.
Eğer büyük bir strese girdiyseniz kendinize hobiler bulun, yani kafanızı dağıtın.
Başka işlere kanalize olun ki stres yaratan faktörün etkisi azalsın veya sevdiğiniz, sizi mutlu eden şeylerle uğraşın.