‘Ölümcül vuruş’ sinemalarda!
Değerli Hocamız Sayın İbrahim Öztürk’ün Zaman gazetesinde çıkan yazısını burada takdim ediyorum:
Başsavcının evlere şenlik dosyasından ekonomi de nasibini almış. Biliyorsunuz Yahudilerin uyguladıkları bir ‘Koşer’, yani ‘helal gıda’ standardı var. Buna dünyayı da alıştırmışlar. Hemen her ülkede, her uçakta bunu sorabilirsiniz. Öte yandan dünyada iki trilyon dolarlık bir helal gıda piyasası var. Bu piyasaya mal satmak isterseniz bu insanlar ‘helal gıda sertifikası’ içeren gıda kodeksini şart koşuyor. Türkiye bu piyasalara mal satmak istiyor.
Ancak laikçi kafa “o zaman sen de satmayıver” diyor. Küçük, fakir, dışa kapalı “benim malım” ülke muhabbeti.
Öte yandan Türkiye’de kaç defa haberlere konu oldu, Müslüman halka domuz eti yedirilmiş, hastanelerimize domuz eti servisi yapılmış. İnançlarımıza da insan haklarına da bir saldırı. Yani helal gıda sertifikasını biz Türkiyeli Müslümanlar da isteriz. Millete domuz yedirenler değil de İstanbul Ticaret Odası’nın helal gıda sertifikası yolundaki uğraşları başsavcının dosyasına düşmüş.
Açıkçası savcı herhalde bilgisayarına bir sayaç taktırıp görsel ve yazılı medyada içinde ‘Allah’ ve ‘İslam’ geçen bütün haberleri otomatikman dosyasına düşürmüş, seçim bile yapmadan servis yapmış. Bence bilgisayar teknolojisine bu kadarcık bile aşina olan bir zihin, bu kadar ketum olamaz. Olay daha basit, medyayı takip eden bir ajansa talimat vermiş, bu haberler kesilip kendisine getirilmiştir. Arap ülkelerine gönderilen ihraç mallarının üzerinde Arapça adresler yazılı olmalı. Yakında ‘dil devrimine karşı’ ihracatçılar içeri girebilir.
Neyse artık bu trajikomik kısmı Genç Siviller’e havale edip, esas savcının tercih ettiği ‘mükemmel zamanlamanın’ ekonomi açısından ifade ettiği ‘öldürücü darbe’ boyutuna geçeyim.
1994, 1999 ve 2001 yıllarındaki büyük krizlerimize bakın. Hepsinde uluslararası piyasalarda ufak tefek bazı sarsıntılar olmuştu. Türkiye de anında krize saplanmıştı. Bu yüzden “ABD hapşırsa biz burada nezle oluruz.” sözü literatüre girdi.
Ancak görüyorsunuz, ABD tam 6 aydır hop oturup hop kalkıyor. Dünyanın tümünde korkunç bir belirsizlik yaşanıyor. İşte görüyorsunuz, yakın tarihte ilk defa Türkiye dimdik ayakta. Örneğin, 2001 yılında ülke için ‘hasta adam’ diyen IMF eski başkan yardımcısı ünlü iktisatçı Stanley Fischer, şimdi ülkemizden ‘yatırım için tam bir güvenli liman’ olarak bahsediyor. Ben bunu aylardır yazıyorum bu sütunda.
Yeni ve sıfırdan yabancı yatırım haberleri artmaya başlamışken, Türk bankaları yüksek sermaye yeterlilik oranlarıyla Avrupalı bankalara bile likidite sağlar durumda iken, ocak ayı sanayi üretimi rekor bir artışla yüzde 12 civarında gerçekleşmişken, hükümet üretimin önünü açacak istihdam, vergi, teşvik paketlerini üst üste devreye sokarken, içerideki göreceli durgunluğu aşmak ve küçük işletmeler için nasıl bir çıkış yolu bulabiliriz diye herkes işin bir kenarından tutmuş iken… Koca bir halk küresel vartayı kayıpsız atlatalım diye nefesini tutmuş iken…
Başsavcı adeta pusuya yatmış gibi sendikaların sokağa çıktığı günü sektirmedi. Anlaşılan ekonominin ipini çekip hükümeti süpürürken buna halk desteğinin gelmesi için sokağın karışmasını beklemiş.
Susurluk skandalı çıktığında 28 Şubat’ı devreye sokup, yargılanması gereken emekli paşaları ödüllendirip banka murahhas üyesi yapmışlar, bu soygunda ekonomiyi ve milleti çökertmişlerdi. Şimdi Ergenekon var, bu sefer savcı karartma operasyonunun baş aktörlüğüne soyundu.
Görüyorsunuz Başsavcı’nın zamanlaması mükemmel, vuruşu ölümcül. ABD krizinin, piyasaların, şom ağızlı yazar-çizerlerin, laikçi büyük sermayedarın başaramadığı ‘çökertme operasyonunu’ üstlenmiş durumda. Bizim ‘demokrasi muhipleri cemiyeti’ olan TÜSİAD’ın geciken açıklamasının utangaç edası da dikkatlerden kaçmadı.
Kişi başı geliri 7.500 doları aşan, dünyayı gören, turizm yapan, uçağa binen, istikrarı da sömürüyü de gören bu halkı korkutarak pusturmak zor. Devlet zoruyla dayatılan partiler tarihin çöplüğünde, kapatılanlar ise değişimin destanını yazıyor.
Geç kaldınız sayın Başsavcı, güneşi gördük bir kere!
İbrahim Öztürk
Zaman Gazetesi, 17 Mart 2008, Pazartesi