KOCA MIMAR SINAN’DAN GUNUMUZDE ALMAMIZ GEREKEN 400 SENE ONCEYE AIT IBRETLIK MUHTESEM DERSLERDEN SADECE BIR TANESI!!! Bugün bir kitapta okurken anlatIlan bir olay beni çok etkiledi. COK DUYGULANDIRDI. HARIKULADE BIR DUYGU BU! OSMANLILARDAN VE KENDI TARIHIMIZDEN BUYUK DERSLER ALMALIYIZ ARTIK! ILERLEMEK ICIN MUTLAKA DERSLER ALMALIYIZ, MESELA ALMAMIZ GEREKEN DERSLERIMIZDEN BIRINCISI: 400 SENE ONCEKI KENDI ESERLERIMIZDEN VE BU ESERLERI YAPANLARDAN OLSUN, ISMEN DE KOCA MIMAR SINAN’I SECELIM BUGUN! Bunu sizlerle paylaşmak istedim. KOMSUMUZ OLARAK SIZLER DE DUYGULANINIZ BIZIM GIBI!
Bir Mimar Sinan eseri olan Şehzadebaşı Cami’nin 1990′lı yıllarda devam eden restorasyonunu yapan firma yetkililerinden bir inşaat mühendisi, caminin restorasyonu sırasında yaşadıkları bir olayı TV’de şöyle anlatmıştı. Cami bahçesini çevreleyen havale duvarında bulunan kapıların üzerindeki kemerleri oluşturan taşlarda yer yer çürümeler vardı. Restorasyon programında bu kemerlerin yenilenmesi de yer alıyordu. Biz inşaat fakültesinde teorik olarak kemerlerin nasıl inşa edildiğini öğrenmiştik fakat taş kemer inşaası ile ilgili pratiğimiz yoktu. Kemerleri nasıl restore edeceğimiz konusunda ustalarla toplantı yaptık. sonuç olarak kemeri alttan yalayan bir tahta kalıp çakacaktık. Daha sonra kemeri yavaş yavaş söküp yapım teknikleri ile ilgili notlar alacaktık ve yeniden yaparken bu notlardan faydalanacaktık.
Kalıbı söktük. Sökmeye kemerin kilit taşından başladık. Taşı yerinden çıkardığımızda hayretle iki taşın birleşme noktasında olan silindirik bir boşluğa yerleştirilmiş bir cam şişeye rastladık. Şişenin içinde durulmuş beyaz bir kağıt vardı. Şişeyi açıp kağıda baktık. Osmanlıca bir şeyler yazıyordu. Hemen bir uzman bulup okuttuk. Bu bir mektup idi ve Mimar Sinan tarafindan yazılmıştı. Şunları söylüyordu. ” Bu kemeri oluşturan taşların ömrü yaklaşık 400 senedir. Bu müddet zarfında bu taşlar çürümüş olacağından siz bu kemeri yenilemek isteyeceksiniz. Büyük bir ihtimalle yapı teknikleri de değişeceğinden bu kemeri nasıl yeniden inşaa edeceğinizi bilemeyeceksiniz. Işte bu mektubu ben size, bu kemeri nasıl inşa edeceğinizi anlatmak için yazıyorum. “ Koca Sinan mektubunda böyle başladiktan sonra o kemeri inşa ettikleri taşları Anadolunun neresinden getirttiklerini söylerek izahlarına devam ediyor ve ayrıntılı bir biçimde kemerin inşaasını anlatıyordu.
Bu mektup bir inşanın, yaptığı işin kalıcı olması için gösterebileceği çabanın insan ustu bir örneğidir. Bu mektubun ihtişamı, modern çağın insanlarının bile zorlanacağı taşın ömrünü bilmesi, yapı tekniğinin değişeceğini bilmesi, 400 sene dayanacak kağıt ve mürekkep kullanması gibi yüksek bigi seviyesinden gelmektedir. Şüphesiz bu yüksek bilgiler de o koca mimarın erişilmez özelliklerindendir. Ancak erişilmesi gercekten zor olan bu bilgilerden çok daha muhteşem olan 400 sene sonraya çözüm üreten sorumluluk duygusudur.
Kaynak: Biriktirdiklerim http://mustafakendir1.blogspot.com/2007/04/koca-mimar-sinandan-gnmze-ibreklik.html Esma’ul hüsna persfektifinden Kur’an’da insan yönetimi
Ali Kemal Kastan
Maşallah çok duygulandım hakikaten, tabi burda biraz durup düşünmeliyiz herhalde, biz acaba geleceğe neler bırakıyoruz özellikle de en önemli olan ahiret alemine neler bırakıyoruz…
Şüphesiz ki Mimar Sinan ve emsalinde görünen bu titiz davranış veya sorumluluk biçimi sadece gelecek insanlara fayda sağlamaya gayret etmek veya insanlar nezdinde tanınmak vb. şeylerle izah edilemez. Olsa olsa onlar hesap verecekleri günü bu şekilde intizar etmişler ve Rablerinin huzuruna daha az günahlı ve insanlara olan borçlarını yapmış bir şekilde gitmek istemişler. Allah onlardan ebeden razı olsun.
namık
Gerçekten duygulanmamak elde değil.Yani o devrin insanları bu kadar ileri görüşlü idi de onların torunları nasıl oluyor da bu kadar geri kalabiliyorlar anlamak güç. Bu da gösteriyor ki biz ileri gideceğimize geri gitmişiz. Artık bazı gerçeklerin farkına varıp olmamız gereken seviyeye ulaşmamız lazım.