Sayin Zülfü Livaneli, asagida Zaman Gazetesinden aynen aldigim yazisinda yerinde ve gercekci bir degerlendirme yapmislar! Tebrikler! Tokyo’dan Ahmet Gevrek olarak bu konudaki degerlendirmem ve goruslerim belki de Sayin Livaneli’nin yazisini diger gorulemiyen cihetlerden / perspektiften tamamlamaktadir, soyle ki:
Gercekte kendini bilen bilgili, erdem sahibi Musluman bir kisi dunyadaki makamlara, paraya, mala ve mulke onem vermez, nefsini kontrol altinda tutabilir, nefisinin arzularini dinlemez ve en cok arzulayabilecegi bir imkan veya zenginlik yahut makam olsa bile bunu kendisi almayip, arkadasina / kardesine ikram eder, hediye eder ve bilir ki olunce mezara sadece 5 metre kadar kefen bezini goturebilecek bu dunyadan, gerisi bos!!! Obur dunyaya ise hicbirseyini goturemiyecek, yani kefenini bile goturemiyor. Fakat yine bilir ve inanir ki, bu fani sinav dunyasinda yapmis olduklari iyiliklerin, gostermis olduklari sabirlarin da obur tarafta belki binlerce kati kendisine ebediyyen donecektir / ulasacaktir, muhtemelen logaritmik skalada binlerce, milyonlarca defa fazlalastirilarak kendisine armagan edilecektir. Biz buna inaniyoruz. Ne yazik ki, bize her yonuyle guc veren bu harika hususu, buna paralel olan erdemi ve erdemli yasamayi bir kisim insanlar ve solcularin bir kismi maalesef bilemiyorlar.
Bazilarinin da akillari almiyor. Ayrica, obur dunya burasi gibi sinirli bir omur icinde degil, sinirsiz olup sonsuzluk icindeki sonsuzluktur. Yani bu dunyadaki kazanclarin ve mevkilerin sureleri sinirli olup, obur taraftaki kazancli durumlarin sureleri sinirsizdir. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’in yaptigi siyaset tarihindeki bu etik davranisi bugunku dunyada Demirel yapamaz, yapmamistir ve nitekim yapamiyacagini da soylemistir. Baskalarinin da yapamiyacagini Demirel soylemistir. Burada, Demirel’in baskalarini nicin taniyamadigini ve Demirel’in kim oldugunu dusununuz, hep beraber dusunelim. Demirel gibi olanlar da bunu asla yapamiyacaktir, yapanlari da anliyamiyacaktir. Diger taraftan, Solcular da yapamaz fakat yargimi genellestirmeyeyim, istisnalarin da olabilecegini belirteyim de alinan, hastalanan olmasin! Bu Dunya Demirel ve Demirel gibi nefislerine duskunlerin de dunyasidir, zaten adi imtihan dunyasi ya! Herkes var bu dunyada ve herkes iltimas yapilamiyan bir sinava hur olarak ve ayik olarak giriyor, bu sinavin suresi omur uzunlugunda! Allah’dan dilegimiz herkesin kendini olumden once bulabilmesi ve ebedi hayata gecmeden once sinavdan basarili olarak gecip mezun olabilmesi!
Neticede, bunu gercekten en az son 50 yil icinde ilk defa yapanlar da cikti gozlerimizin onune. Hem de Turkiye’den, TEBRIKLER!!! BU BIR GOSTERI / SHOW DA DEGIL!!! Başbakan Sayin Recep Tayyip Erdoğan’in birinci derecede ve Meclis Baskani Sayin Bulent Arinc’in da muteakiben sergiledikleri etik tavirlar cok net ve degerlidir. Bunlar siyasette etiklerin de uzerinde birer etik icraatdir. Bu davranislar tarihe de gecmis olup, Adalet ve Kalkinma Partisi cok daha kuvvetlenmis ve bununla 24 Nisan 2007 gunu buyuk bir ivme ve moment de kazanmis ve AK Partisi kendini birkac misli hatta onlarca misli daha guclu olarak yenilemistir, yeniden dogmustur 24 Nisan 2007 gunu, TEBRIKLER EDIYORUZ MILLETCE!!! AK PARTI VEKILLERI BU SEKILDE ERDEMLI HAREKETLERINE ILAVETEN ATATURKCU, LAIK, VE CAGDAS OLMALARIYLA VE EKONOMIK GOSTERGELERI SON BES YIL ICINDE NERELERDEN NERELERE VE HANGI RAKAMLARA GETIRMIS OLDUKLARINI GOREREK, BILEREK VE ARTIK ANLIYARAK, ONLARI MILLETIMIZCE ALKISLAMAMIZ GEREKMEZ MI? ONCEKI HUKUMETDEN NELER DEVIR ALINDI? HATIRLADINIZ MI? ADALET ve KALKINMA PARTISI, HUKUMETIYLE BERABER, CUMHURBASKANI ADAYIYLA BERABER ALKISLANMAYA DEGMEZ MI? BUNU HAK ETMEDILER MI? Turkiye’nin son 50 yil icindeki ilerlemesini muasir medeniyet seviyesine cikisina en cok hiz ve ivme kazandirmasindan nasibini de AK Partisi almis oluyor. Bu objektif bir degerlendirme neticesinde her akli basinda olan insanin cikarabilecegi gercek bir neticedir.
Bir dahaki secimlerde AK Partisi olarak T.B.M.M.’ne en az 400 vekil ile gelinecegine ve CHP’nin ise 70′den fazla vekil cikaramiyacagina sahsen inanmaktayim. CHP, belki secilme barajini da gecemez. Secim neticelerini, gercegi birkac ay sonra hep beraber butun Ulusumuzca izliyecegiz. SECIM NETICELERI SIMDIDEN ULUSUMUZA HAYIRLI OLSUN! CHP’nin son 50 sene icinde yaptiklarina ve icraatlarina bakalim hep beraber, neler var, neler! CHP vekilleri miletimizin odedikleri vergilerle maaslarini aldiklari halde, Cumhurbaskanligi oylamasina gelmiyeceklerini nasil ilan edebilirler? Hangi mantik ve vazife aski buna musaade eder? Bunu vergilerini odiyen bir Turk vatandasi olarak anliyamiyorum ve soruyorum. T.B.M.M.’ne gorevleri icabi, milletin bir kisminin sectikleri vekiller olarak gelip oylarini evet veya hayir seklinde kullanmalari yahut cekimser kalarak siyasi gorevlerini yapmaya, CHP vekillerini davet etmek mecburiyetindeyim bir Turk vatandasi olarak! AKSI HALDE CHP’nin BU BOYKOT HAREKETI DEMOKRATIK HAYATIMIZDA TARIHIMIZE GECECEK COK BUYUK BIR AYIP VE KARA BIR LEKE OLARAK KALACAK BUYUK ULUSUMUZ ICIN! MILLETIMIZ BU AYIBA VE LEKEYE LAYIK DEGIL.
OBJEKTIVITE ICINDE SOYLEMEM GEREKIRSE, SAYIN ABDULLAH GÜL’E YAPILAN BU IKRAM / HEDIYE ILE, BILHASSA CHP’nin AKIL DISI / MANTIK DISI / HUKUK DISI SIYASI HUCUMLARINA GOGUS GEREREK EN SON GUNE KADAR SABRETMESIYLE, VE KENDISINI BUTUN HUCUMLARIN ODAK NOKTASINDA DEVAMLI TUTUP, CESUR OLUP KACMAMASIYLA, BASKA ISIMLERIN YANI KARDESLERININ YIPRATILMASINI ONLEMESIYLE BAŞBAKAN SAYIN RECEP TAYYIP ERDOĞAN’IN BUYUK MANEVI MUKAFAATLARA ERISTIGINE DE INANMAKTAYIM. AYRICA, HEPIMIZIN BILDIGI BU DUNYA’DAKI NOBEL’in SIYASET / POLITIKA ODULUNU ALMAYA DA OBJEKTIVITE SKALASINDA HAK KAZANMISTIR. CUNKU BUGUNKU DUNYADA GOSTERILEBILECEK BOYLE BIR ETIK DAVRANIS SIYASET TARIHINDE YOKTUR, ESINE DE SON 50 YIL ICINDE RASTLANMADIGINA INANIYORUM. AMA NOBEL ODULLERININ KIMLERE HANGI KALITEDEKI FAALIYETLER ICIN VERILDIGI DE DUNYA KAYITLARINDA MEVCUT OLUP, MALUMLARINIZDIR. DOLAYISIYLE NOBEL MUKAFAATI KONUSUNDA BIZIM BEKLENTIMIZ DE HIC OLAMAZ. NOBEL MUKAFAATINA KATIYYEN IMRENMEYIZ. BIZLERIN NOBEL MUKAFAATI BU DUNYADAKI NOBELLERDEN BINLERCESI VE MILYONLARCASI OLARAK OBUR DUNYADA VERILECEKTIR. Saygilarimla, Ahmet Gevrek, Elektrik Y. Muhendisi, Tokyo / 25 Nisan 2007
Zülfü Livaneli: Atatürkçü, laik, solcu, çağdaş diyenler niye bu kadar sevgisiz, kıskanç, birbirine düşman
Sol siyasetin ünlü isimlerinden Zülfü Livaneli, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığı adaylığından vazgeçmesi üzerine kaleme aldığı yazısında Türk solunun özeleştirisini yaptı. Vatan Gazetesi’ndeki köşesinde ‘Birleşen kazanıyor, bölünen kaybediyor’ başlıklı yazı kaleme alan Livaneli, kendilerine Atatürkçü, laik, solcu ve çağdaş diyen kesimlerin birbirine karşı sevgisizlik, kıskançlık ve düşmanlıkla dolu olduğunu söyledi.
CHP’den milletvekili seçildikten sonra partisinden istifa eden Zülfü Livaneli, yazısında Cumhurbaşkanlığı’na Abdullah Gül’ü aday gösteren Başbakan Erdoğan’ın ve Ak Parti yönetiminin kendisini şaşırttığını belirtti. Ak Partililerin başından beri gösterdikleri dayanışmayı cumhurbaşkanlığı seçiminde de devam ettirdiğini ifade ederek, “Ama işin içinde insan egosu olduğu için bu çözüme pek ihtimal vermiyorum. İtiraf etmeliyim ki; AKP beni yanılttı ve başından beri sergiledikleri dayanışmayı burada da gösterdiler. İşin bu boyutu çok önemli. Ve günün en yakıcı sorusu şu: Kendilerine Atatürkçü, laik, solcu, çağdaş vs. diyenler niye bu kadar sevgisiz, kıskanç, birbirine düşman? Buna karşılık AKP çevreleri niçin birbirine bu kadar sıkı sıkıya bağlı? İşte Türkiye’yi bir büyük dönüşümün eşiğine getiren ve türbanın köşke çıkması noktasına sürükleyen gelişmelerin sırrı bu soruda gizli!” cümlelerini kullandı.
Yıllarca beraber çalıştığı CHP’lileri eleştiren Livaneli, “Meclis’e gidiyorsunuz: CHP’li milletvekillerinin yüzünden düşen bin parça, birbirine selam vermeyen, koridorda gördüğü zaman yolunu değiştiren pek çok kişi var. Konuştukları zaman kasılmış bir ağız ve gevrek bir ses tonuyla: “katılımcılık, demokrasi” filan gibi birkaç klişeyi dile getiriyorlar ama temel unsurları sevgisizlik, kıskançlık. Birbirinden nefret!” değerlendirmesinde bulundu. Livaneli, diğer sol partilerin liderlerinin de ‘aşiret reisi’ gibi davrandıklarını öne sürdü.
Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül ve Bülent Arınç’ın Ak Parti’nin kurulduğu günden beri gösterdiği dayanışmayı öven Zülfü Livaneli, “Siz böyle bir dayanışmayı Deniz Baykal’dan ya da öteki ’solculardan’ bekler misiniz?” diye sordu. Dünyanın her yanında solun dayanışmacı, sağın ise bireyci tutum takındığını hatırlatarak, Türkiye’de ise durumun tam tersi olduğunu kaydetti.