Gercek dostun, sevilecek biri olmadığın zamanlarda bile Seni Sevmeli…
Sen Yapayalnizken, seni aramali, dertlerini paylasmak istemeli…
Dayanılmaz olduğun zamanlarda bile
Sana Dayanmalı…
Dost dediğin; fanatik olmalı;
Bütün dünya seni üzdüğünde
Sana moral vermeli.
Güzel haberler aldığında seninle dans etmeli,
Ve ağladığında, seninle ağlamalı…
Ama hepsinden daha çok; Dost matematiksel olmali;
Sevinci çarpmalı. Üzüntüyü bölmeli. Geçmişi çıkarmalı. Yarını toplamalı… Kalbinin derinliklerindeki ihtiyacı hesaplamalı…
Ve her zaman bütün parçalardan daha büyük olmalı…
İşi bitince seni bir tarafa atmamalı.
MEVLANA, DOSTLARIMI AKLIMLA, KALBIMLE DEGIL, RUHUMLA SEVERIM DIYOR. AKILLA DOST SECILMIYOR, SEVILMIYOR! Ailemiz olsa da, akrabalarimiz olsa da, insanin paradan, puldan, maddi menfaatlerden uzak gercek dostlara gercekten ihtiyaci var. Gercek dostlar da zamanla deneyimle bulunabiliyor.
Genç adamın biri, dermiş babasına her gün;
‘Benim de dostlarım var, sendeki dost gibi’
Baba, itiraz eder, Olmaz öyle çok dost, hakikisi Belki bir, belki iki,
Fazlasını bulamazsın gerçek, hakiki…
Devam eder durur konuşma. Aralarında başlar bir tartışma,
Karar verirler bir sınava, Dostun hakikisini anlamaya…
Bir akşam bir koyun keserler, Ve koyarlar çuvala.
Baba der ki oğluna, ‘Hadi al bu çuvalı, şimdi götür dostuna’.
Çuvaldan kanlar damlamakta, Sanki öldürmüşler de bir adamı,
Koymuşlar çuvala, Dıştan böyle sanılmakta.
Delikanlı sırtlar çuvalı, Gider en iyi bildiği dostuna,
çalar kapıyı. O dost, bakar ki bir çuvala
Hem de kanlı, Kapar hızla kapıyı delikanlının suratına,
Almaz içeri arkadaşını, Böylece tek tek dolaşır delikanlı,
Kendince tanıdığı, sevdiği dostlarını. Ne çare, hepsinde de sonuç aynıdır.
evlat geriye döner. Ama içten yıkılır…
Babasına dönerek; haklıymışsın baba der.
Dost yokmuş bu dünyada ne
sana, ne de bana.
Baba “hayır Evlat” der, benim bir dostum var bildiğim.
Hadi, çuvalı alda bir kere de git ona.
Genç adam, çuvalı sırtlar tekrar.
Alnından ter, çuvaldan kanlar damlar…
Gider, baba dostuna. Kabul görür, sevinir.
O dost, delikanlıyı alır hemen içeri.
Geçerler arka bahçeye. Bir çukur kazarlar birlikte,
Çuvaldaki koyunu gömerler adam diye, Üzerine de serpiştirirler toprak.
Belli olmasın diye dikerler sarımsak..Genç adam gelir babasına;
‘Baba, işte dost buymuş’ diye konuşunca, Babası; ‘daha erken, o belli olmaz daha.
Sen yarın git O’na, çıkart bir kavga, Atacaksın iki tokat, hiç çekinmeden ona,
işte o zaman anlaşılacak, dostun hakikisi.Sonra gel olanları anlat bana…
‘Genç adam, aynen yapar babasının dediğini, Maksadı anlamaktır dostun hakikisini,
Babasının dostuna istemeden basar iki tokadı! Der ki tokadı yiyen DOST;
‘Git de söyle babana, biz satmayız Sarımsak tarlasını böyle iki tokada’!
Sizlerin de gercekten muhabbet edebileceginiz hakiki dostlarinizin devamli olmasini, zamanla kaybolmamasini gonulden dilerim. Gercek dostlariyla beraber insan her yonuyle kendini bilhassa yurtdisinda, gurbette cok kuvvetli hissediyor. Nerede olursa olsun, yalniz yasamak cok zor, problemli. Yalniz basima yasadigim Turkiyedeki evimde ailem ve dostlarim sayesinde hayat mucadelesinde kuvvetli olabiliyorum. Suphesiz ki, dostlarimizin kiymetini de bilmemiz gerekiyor. Mesut bir aile yuvaniz ve basarili bir is hayatiniz olsa bile insanin madde ile iliskisi olmayan gercek dostlarina da her an ihtiyaci var, dostluklar manevi degerlerle yogrulunca, kalitesi cok daha yukselmekte. Mesela, icki icen bir dostum yok! Ama alkollu ickiyi biraktirttigim dostum var!
Dostluklarda da fireler de var. Zaman akisi icinde guvendiginizi sandiginiz bir dostunuza emanet ettiklerinizi geri alamayabiliyorsunuz. Veya borc isteyip verince, geri odemeyebiliyor. Kendini kazancli saniyor, ama hayatina uzaktan baktiginizda, pek kazanc gorunmuyor. Veya dostunuz sozunde durmayarak, yahut diger nedenlerle donus yaparak, hic tanimadiginiz bir huviyetle karsinizda dikilebiliyor. Veya utanir, karsiniza cikamayip, saklanabilir de. Yani sizin onu iyi tanidiginizi zannettiginiz 10 senelik huviyetini soyunup atiyor ve baska cok farkli bir huviyetle karsinizda dikiliyor. Onu da mecburen uzulerek izleyip bunu insan yapar mi diyerek, siliyorsunuz. Onunla harcadiginiz vakit de israf olmus oluyor maalesef! Son 30 sene icinde bu sekildeki hareketleriyle (en cok parasal mevzularda guvenimi yitiren ve bana ait parayi alamadigim) bazi kisileri de silmek mecburiyetinde kaldim, haklarimi helal etmedim ve kendilerini Allah’a sikayet ettim. Cunku ne sekilde calisip para kazandigimi cok iyi bilmekteyim.
YAZDIKLARIM GERCEK, OTUZ SENELIK DENEYIMLERLE SABIT!!!
Evet gerçek dostlar zor bulunuyor, bulunsa da değeri tam anlaşılamıyor, herşeyin değerini kaybettikten sonra anladığımız gibi dostları da çoğu zaman arkalarından değerini bilemedik gibi sözlerle anıyor, değerini anlayamadığımızı itiraf ediyoruz.
Oysa bizi hiç terk etmeyen ve bizi hiç yarı yolda bırakmayan her an bizimle olan hakiki ve tek dostumuz Allah tır. Ve onun sevenler ve onun tarafından sevilen Allah dostları dır. Evet eğer o dost ise herşey de bize dost olur ve güzel yüzlerini gösterirler. Cenabı Hak bizi biribirimizi Allah için seven kullarından eylesin aaamin.
Dost istersen ALLAH yeter
Yârân istersen Kur’an yeter
Mal istersen kanaat yeter
Düşman istersen nefis yeter
Nasihat istersen ölüm yeter
Bediüzzaman Said Nursi
Kendi yazima burada bir yorum yazmak istedim:
Biz insanlar Allah’a ideal derecede yani en ust seviyede kulluk yapamazsak bile, mumkun mertebe butun gucumuzle iyi bir kulluk yapmaya calisirsak ve yaparsak, Allah bizim dostumuz olur. Hicbir dostumuz olmasa da Allah’in dostlugu binlerce, belki milyonlarca defa arkadaslarimizin / dostlarimizin gercek dostluklarindan cok daha degerli ve makbul olup Allah bize yeter! Baska bir gercek dosta ihtiyacimiz olmaz. 2006 yilinda Istanbul’da arkadaslarim ile gorusurken duydugum guzel bir sozu burada belirtmek istiyorum:
AMELINIZDE RIZA-I iLAHi OLMALI, EGER O RAZI OLSA BUTUN DUNYA KUSSE EHEMMIYETI YOK, EGER O KABUL ETSE BUTUN HALK REDDETSE TESIRI YOK.