Yurtdisinda uzun seneler bulunmak insani hem yoruyor ve hem de etkinliklerini mecburen artiriyor, kimyaniz degisebiliyor ve normal olarak tembel olamiyorsunuz. Uyanik olmayi tercih ediyorsunuz hic degilse cevrenizden emin oluncaya kadar. Diger taraftan, Japonlar bile bilmedikleri / tanimadiklari yabancilarin yaninda oldukca dikkatli ve temkinli olurlar genellikle. Japonlar genellikle saf insanlardir.
Ikinci Dunya Savasi’nda Japonya’ya atilan atom bombalarindan sonra, ABD’ye teslim olmalariyla Japonya’ya gelen cok sayidaki yabancilarin ve dusman askerlerinin Japonlarin eskiden cok daha fazla takdir edilen karakteristik ozelliklerinin bozulmasinda ve degerlerinin kaybolmasinda en cok etken olduklari bilhassa yasli Japonlar tarafindan bilinir ve soylenilir. Hatta, ABD Kanji denilen Japon sekil yazisi yerine latin harfleriyle bir Japonca empose etmeye kalkmis ve Japon Imparatorunu tamamiyle kaldirmaya calismis, fakat bunlarda ve diger onemli hususlarda muvaffak olamamistir. Japonlarin Kanji denilen sekil yazilari herseyleridir, hayatlaridir ve bu yazilar tarihsel olarak uzun donemlerde manali sekillerden olusmus olup, gozleriyle aninda okurlar. Yani Kanjilerin goz ile okunmasi bizlerin Turkcemizi okudugumuz gibi heceliyerek okuma zevkinin cok cok uzerindedir ve bir defa sekil yazisi okuyanin gozunun onunden bu sekilleri almak o kisiyi intihara suruklemektir, mumkun degildir, alinacak olsa Japonca cok yavanlasir ve Japonca olmaktan cikar! Imparator da Japonlarin herseyidir. Kanji yazilari ve imparatorlari elinden alinan bir Japon toplumu dusunulemez ve butunuyle herkes topluca intihar edecek duzeye gelir. Bunu tarihsel belgelerde soyle okuyoruz: Japon Imparator Hirohito esasinda ilk baslardan itibaren savasa karsidir. Ancak, Japon ordusunun acmak istedigi savasi onliyemez. Ve savas baslar, Ikinci Dunya Savasi’nin bitiminde Imparator kendisini oldurmelerini ABD’den ister, ancak amerika bilir ki, Imparator oldurulunce butun Japonlar harakiri yapacaklardir, yani bicagi karinlarina sapliyarak kendilerini oldureceklerdir ve koskoca Japonya bosalacaktir ve amerika japonya’yi somuremiyecektir. Bu nedenle Imparator oldurulmemistir.
Japonya daha once disariya kapali bir adalar toplulugu ulkesiydi, hatta sofralarinda pirinc, balik, kus, tavuk ve sebze disinda kirmizi et ve diger hayvansal urunler yoktu, bulunamazdi. Dolayisiyle sigir, koyun, domuz Japonya’ya yabancilar tarafindan getirilmistir. Bugun bile geleneksel Japon yiyeceklerinde et bulunmamaktadir ve cok sihhidir. Japonya’da yasayan yabancilarin senelerce oncelerden itibaren gunumuze kadar organize ettikleri, yaptiklari veya karistiklari polisiye olaylar ve suclar, yuzde olarak Japonlarin karistigi, yapmis oldugu polisiye olaylardan cok fazlalik gosterir. Butun bunlara ragmen, bugun bile Japonya Dunyanin en emin bir ulkesi olma ozelligini korumakta ve butun ulkedeki toplam polisiye olaylar diger ulkelere gore birim nufus basina en dusuk seviyededir. Otuz (30) yil onceleri degil, hatta, bugunlerde bile evinizin dis kapilarini cogu defa kilitlemeden de uyuyabilirsiniz. Fakat evinizin dis kapilarini her durumda ve her zaman mutlaka kilitlemenizi tavsiye ediyorum.
1960 ve 1970 ler Turkiye’sinde Ankara ve Istanbul gibi sehirlerde sert otobus kullanan soforlere, yolcular ehliyetini yenile mi aldin diye soyleyip, yumusak manevra yapmasini rica ederlerdi. Son yillarda Istanbul ve Ankarada sehir icinde calisan bilhassa ozel sirket otobuslerinin cok sert kullanildigini musahade ettim ve hic kimse sofore eskiden yaptigimiz gibi tavsiyelerde bulunmuyordu. Demekki artik birseyler soylenilmiyor diye dusunerek, gecen ay (2007 Mart ayinda) Ankara’da ayakta seyahat eden bir yolcu olarak otobus muavinine, bu gidisle yasli yolcularin elini, kolunu ve ayaklarini kirmiyor musunuz diye sormustum? Muavin de gulerek kiriyoruz diyerek zamanla yaristiklarini soyledi. Ben de, yasli biri veya sakat bir genc, kucuk bir cocuk yahut hamile bir bayan Japonyada sehir ici seferleri yapan belediyeye ait veya ozel sirket otobuslerine binerse, bu kisi bos koltuga oturuncaya kadar yahut emin bir yerde sikica tutununcaya kadar soforun vasitayi harekete gecirmedigini ve 20 saniye kadar veya daha fazla sabirla bu kisinin yerlesmesini bekledigini muavine soyledim. Bunu duyan sofor ve muavin gulmeye basladilar. Ve Japonya’daki soforun cok yumusak vasita kullandigini, simdi saga donecegiz, veya sola donecegiz dikkatli olun ve tutunun gibi anonslari yaptigini ve trafik cezalarinin cok agir oldugunu, olenin ailesine odenecek tazminatlarin cok yuklu oldugunu ve ilk once yayanin sonra da vasita nin gecis ustunlugu haklari oldugunu da ilaveten soyledim. Ama maalesef, Turkiye’dekiler gulduler konusmami bitirince! Ayrica gordum ki, ozel otobusun bazi koltuklari oturulamaz halde, kirik ve otobus cok eski! Bu otobusun Ankara’da sehir ici seferine nasil cikarildigina ve nasil yolcu tasiyabildigine ve nicin denetleme yapilmadigina da sasirdim dogrusu!!! En basit bir konu olan otobusle sehir-ici ulasimini yapan yani sehirin takriben yuzde elli nufusunu iceren bir yolcu kesimi olan vatandaslarimizi dusunelim. Yolcu vatandaslarimiz bedava seyahat etmedikleri halde, gordukleri aksakliklari konusarak, yazarak haklarini istemeleri lazim; haklarini istemiyorlar. Garibime gitti dogrusu!
Ayrica Turkiye’de izledigim garip bir durum da haklarini almak icin magdur olanlar seslerini cikartmazlarken, birkac yuz kisi biraraya gelerek, kim olurlarsa olsunlar, sabikali veya sabikasizlar Turk bayragi altinda ve Ataturkun posterleri altinda, Bayragimizi ve Ataturk’u kullanarak, toplanma izini olmasa bile gercek yuzlerini gizliyerek, gercek olmiyan konulari sanki gercekmis gibi gosterip gazetelerde haber yaparak sanki 72 milyonun adina konusuyorlarmis intibaiini vererek, slogonlar atmalari! Kanunen suc isliyenler de bayragimiz altina siginarak ve hareket ederek, polisten kacmayi da basardilar! Bayragin ne icin kullanildigi, bayragimiza buyuk bir saygisizlik oldu. Anladigim kadariyla, Turkiye’de yapilan bu tur kanunsuz toplanma / miting ve gosteriler cogunlukla dolayli veya dolaysiz olarak milli menfaatlerimize ters dusen etkileri de beraberinde getirmekte! Ulusumuz dunya kamuoyunda kaybediyor, ama gercekte kaybedilecek bir sey olmamasi gerekiyor. Gazetelerimiz de cogunlukla, gercek olmaktan cok uzak olan haberleri buyuk mansetlerle birinci sayfaya tasiyorlar. YANI GLOBALLESME SAPTIRILIYOR! Milli menfaatlerimizin paralelinde gazetelerimiz, dergilerimiz ve televizyon kanallarimizin objektiviteden ayrilmamalari gerekiyor! Mesela, gecen seneki gazetelerde Diyarbakir’da buyuk olaylarin oldugu veriliyordu. O zamanlarda Konya’da ikamet eden tanidigim bir arkadasim arabasiyla Diyarbakir’a gitmisti! Elektronik posta ile mesajlastik ve telefonda konustuk, Diyarbakir’da oldugunu ogrenince, aman dikkat et, orada buyuk olaylar varmis diye ikaz ettim arkadasimi ve ailesini! O da sasirdi, yok burada oyle olaylar, gazeteler sisiriyorlar, haberlerinde cok mubalaga ediyorlar ve gercegi yansitmiyorlar diye cevap aldim. Ve duyduklarima sevindim! Temennim ve dilegim bagimsiz olan gazetelerimiz yazarlarinin ve muhabirlerinin objektivite esaslarina gore yamutmadan haberleri gecmeleri ve yuce ulusumuza zarar verecek haberleri ve yazilari gazetede vermemeleri. Cunku gazeteyi gazete patronu olarak sadece bir kisi okuyor, ama ayni gazeteyi 300,000 veya 500,000 okuyucu da okuyor! Globallesmenin saptirilmamasi gerekiyor! Televizyon kanallarimizi ayni anda milyonlarca kisi izliyor. Turkiye Cumhuriyeti banana cumhuriyeti degil, ve ucuncu ulkelerden de degil artik! Milli menfaatlerimizi her turlu degerlerimizin ustunde gozetmek mecburiyetindeyiz.
Herkes bilir ki, dunyanin butun ulkelerinin toplumlarinda mesela binde bir oraninda, kendi toplumlarina gore davranislari, dusunceleri veya degerleri toplumlarina gore normal olmiyan insanlar cikar. Onbindebir veya yuzbinde bir oraninda ise, akilli gozukebilen deliler de ortaya cikabilir, baskalarina zarar verenler cikabilir. Ulusumuzun nufusu 75 milyon ve yetiskin insanlar 60 milyon olarak kabullenilirse, 60 milyon icinden mesela yuzbinde bir oraninda 600 kisi olarak toplumumuza ve milli menfaatlerimize zarar verebileceklerin de cikmasi normal. AMA 75 MILYON KISI ICINDEN SADECE BIR KISININ YAPTIGI MENFI BIR OLAYIN, KI BU 75 MILYONDA SADECE BIR DEFA YAPILMISTIR, BUNU 75 MILYON INSAN ICIN OLAY GIBI GOSTERIP, MANSETTEN VE RENKLI VERILMESI HIC DE HOS DEGIL. OLMAMALI, YAKISMAZ! MILLI MENFAATLERIMIZE DE TERS DUSER!!! CUNKU TURKIYEDEKI BIR HABER AYNI ANDA DUNYANIN DIGER UCUNDA DA OKUNABILIYOR! BU HABERLER, DEGER YARGILARIMIZI BASKALARINA VE YURTDISINDAKI INSANLARA TERS YANSITABILIR! ONMILYONDA BIRIN, HATTA YUZBINDE BIRIN YAPTIGI MENFI OLAYLARIN GAZETELERDE OBJEKTIF OLARAK, DOGRU OLARAK VERILMESI BILE BIR NOKTADA GLOBALLESMENIN SAPTIRILMASIDIR. ESASINDA ADAM OLDURME OLAYLARI DA YUZBINDE BIR MERTEBESINDE DERSEK, ADAM OLDURENLERIN DE GAZETELERE ANA HABER OLMAMASI COK DAHA IYI OLABILIR TOPLUMUMUZ ICIN! TURKIYE GAZETELERI KANLARIN GORUNDUGU RENKLI FOTOGRAFLARLA DOLU, JAPON GAZETELERINDE BOYLE HABERLER RENKLI VERILMEZ VE BU TIP HABERLER IC SAYFALARDA KISACA VERILIR. BURADA ONEMLI BIR UYGULAMAYI DA BILDIRMEDEN GECEMIYECEGIM: CIN’IN MESHUR MEYDANINDA (TRIAMMEN SQUARE) TOPLANIP HERHANGIBIR KANUNU VEYA DEVLETIN BIR UYGULAMASINI PROTESTO EDEN HALKIN SAYISI EGER 15 veya 20 MILYONU ASARSA, CIN’DE BU CIDDI VE ETKILI BIR PROTESTO OLARAK ALGILANIYOR. EGER TOPLANANLAR YUZBINLERCE KISIYSE HICBIR ONEMI OLMUYOR DEVLET POLITIKASINI DEGISTIRMEKTE VE BU TOPLANANLAR HICBIR NETICE ELDE EDEMEDEN DAGILIYORLAR! BUNU MISAL OLARAK VERMIYORUM, ZATEN CIN DEMOKRATIK BIR ULKE DEGIL, AMA SAYISAL DEGERLERIN ULKE BUYUKLUGUNE GORE ONEMINI BELIRTMEK ISTIYORUM. CIN’DE TOPLAM NUFUSUN EN AZ YUZDE ONU ORTALIKLARDA DEGILSE TOPLANANLAR HICBIR NETICE ELDE EDILEMIYOR! DEMOKRATIK ULKELERDE NUFUSUN YUZDE 10′U SOKAGA DOKULURSE PEK COK UYGULAMALARA IMZA ATIYOR.
JAPONYA’DA SUC ISLEME ORANI DUNYADA EN DUSUK ULKE, ADAM / KADIN OLDURME OLAYLARI VAR, AMA 14 MILYON TRAJLI 20 KUSUR SAYFALIK GAZETELER GERCEK HABERLER, ANALIZLER VE MAKALELERLE DOLU. DEDIKODU HABERLERI VEYA BIZDEKILER GIBI CIPLAK KADIN RESIMLERI OLAN RENKLI ILAVELER KATIYYEN YOK! TURKIYE’YE GITTIGIMDE BAZI GAZETELERI GORDUGUMDE ERKEK OLARAK UTANDIM! UMUMI YERLERDE, BU GAZETELERI ACIP, OKUYUCULARIN RESIMLERE BAKMASI AYIP OLMUYOR MU? YOKSA BU RESIMLERE BAKMAKLA MEDENI MI OLUNUYOR? ISIN KOTUSU, BU OKUYUCUNUN HEMEN YANINDA BIRKAC KIZ VEYA KADIN DA BULUNUYOR! CIPLAK KADINLARIN RENKLI RESIMLERININ GAZETELERDE YERI YOK, OLMAMASI LAZIM. GAZETELER, BU KONUDAKI OZEL MECMUA DA DEGIL. ERKEK OLARAK UTANDIM DOGRUSU! FAKAT IZLENIMIMIN GECTIGI YER ANKARA ve ISTANBUL GIBI BUYUK SEHIRLER! CIPLAK KADIN RESIMLERIYLE BIR GAZETE DAHA COK TRAJ YAPIYORSA, BU O GAZETENIN YUKSEK TRAJIYLA ILGILI DEGIL. BU TIP GAZETELER SAPTIRMIS VEYA SAPTIRILMIS OLUYOR. GAZETECILIK OLARAK DA BUNLAR SAPITMALAR OLUP ILERICILIK ILE HICBIR ILGISI YOK. BU GAZETELER ETIK GAZETELER DE DEGIL, ADI DA GAZETE OLMAMALI! SAKIN HA, BUNLAR SANAT DA DEGIL! BU GAZETELERIN PATRONLARI MILLETIMIZIN AHLAKINI VE DEGERLERIMIZI DUSURMEK ISTIYORLAR! BU KONUDA MANEVI DEGERLERI TAKMIYAN, TURKIYEYI VE TURKLERI MACERALARA SURUKLEMEK ISTIYENLER CABA ICINDE! BUNLARDAN RAHATSIZ OLAN VATANDASLARIMIZIN YUZDESI COK YUKSEK, PEKI BU KISILER NICIN ITIRAZ ETMIYOR, NICIN SESLERI CIKMIYOR, SIKAYETCI OLMUYORLAR, ANLIYAMIYORUM BIR TURK OLARAK. BU CIPLAK RESIMLER GAZETELER ICIN ETIK OLAMAZ DA ONUN ICIN JAPON GAZETELERINDE YOK! NE KADAR IYI. OYSA KI, JAPONYA ILERLEMIS BIR TOPLUM. MEDENILER VE TEKNOLOJIK USTUNLUKLERI VAR, TURKIYEDE OLMIYAN YENILIKLER VAR, OYLEYSE JAPONYA’YA BIR BAKILSIN, HAYIRSA, ABD’YE BIR BAKILSIN. BU DA HAYIRSA, AVRUPADAKI GAZETELERE BAKILSIN!!! TURKIYE’DEKI GAZETELERIN YARIDAN COGUNUN ETIKLIGI TARTISMA KONUSU! VE BU TUR GAZETELER DUZELMEDIKLERI TAKTIRDE DEVAMLI OLARAK KAPATILMALI! CUNKU BU GAZETECILIK OLAMAZ! AMA HANGI DEMOKRATIK GUC KAPATACAK BUNLARI? MEVCUT DURUMDA MUMKUN DEGIL KAPATILMALARI! MILLI MENFAATLERIMIZIN VE AHLAK ANLAYISININ ALEYHINDE YAZI YAZMIYALIM CIPLAK KADININ RENKLI RESIMLERINI YAYINLAMIYALIM DIYE KIM SOYLIYEBILECEK TURKIYE’DEKI BAGIMSIZ GAZETELERIMIZE? BU HUSUSUN BAGIMSIZLIKLA ALAKASI DA YOK! GUNLUK GAZETELER BOYLE OLUNCA, TURISTLERE SALDIRANLAR VEYA KADINLARIMIZA SALDIRANLAR DA PEK COK! BURADA KESINLIKLE HURRIYETLERI DE TAHDID ETMIYORUM, DIYORUM KI CIPLAK KADIN RESIMLERI GAZETELERDE YAYINLANMAZ, ETIK OLMAZ. AMA BU TIP RESIMLERE BAKMAK ISTIYENLER, BU RESIMLERIN CIKMASI SAHIBI TARAFINDAN LAYIK GORULEN MECMUALARDA BU CESIT RESIMLERE, FOTOGRAFLARA ISTEDIKLERI KADAR VE ISTEDIKLERI SURECTE BAKABILIRLER! AMA AYIPTIR, BASKALARININ HURRIYETINI ETKILIYEREK, MEYDANLARDA BAKMASINLAR. YALNIZ KALDIKLARINDA VEYA KENDI ODALARINDA BAKMALARINI TAVSIYE EDIYORUM. OTOBUSLERDE BU OLMAZ!!! HICBIR KIMSENIN HURRIYETLERINI ELLERINDEN ALMIYORUZ, HERKESIN BASKALARINA ZARAR VEREMIYECEK HURRIYETLERI KENDILERININ KONTROLU ALTINDA. 75 MILYONLUK BIR ULUSTA ONBINDEBIR NISBETINDE HER TIP INSAN CIKABILIR, VE EN COK YUZDE BIR NISBETINDE DE CIPLAK RESIMLERE BASKALARI YANINDA BAKMAK ISTIYENLER CIKABILIR. AMA YUZDE 99′UN GUNAHLARI NEDIR??? YUZDE 99 LUK KESIMIN HIURRIYETLERI NEREDE KALDI??? CIPLAK RESIMLERE BAKMAK ILERI / YUKSEK MEDENIYET OLCULERI DE OLAMAZ. BAKMIYANLARA GERICI FALAN DA DENILEMEZ. ALAKASI YOK! ULUSUMUZUN YUZDE 99 COGUNLUGU OLAN NUFUS NICIN YUZDE BIR ORANINDAKILERIN ARKASINDAN GITMIYOR DIYE DE HICBIR KIMSENIN DEMOKRATIK YONDEN BIR ELESTIRISI / TENKITI OLAMAZ. BILINDIGI UZERE sadece yuzde 51, demokratik yonden yuzde 49′un uzerinde olup, %51′in kararlarina %49′luk kesim saygi duymalidir demokrasi ile idare olunan ulkelerde ve demokratik sistemlerde.
BIZIM TOKYO’DA ABONE OLDUGUMUZ GAZETE 10 MILYONUN USTUNDE TRAJLI OLUP HAFTA ICI 28 SAYFA (28 sayfalik Japonca yazi ve haberler, mesela aynen Turkceye cevirilmis olsa, konulari ve muhteviyati esdeger olacak gazete, Turkce yazilar sebebiyle, muhtemelen 40 sayfa olur, ingilizceye de cevirilse yine 40 sayfa kadar olur) VE PAZAR GUNLERI REKLAMLARLA BERABER Japonca olarak 40 SAYFA! 28 sayfalik veya 40 sayfalik bir gazete takriben 1.50 YTL’ye satiliyor. Japonya dunyanin en pahali ulkesi oldugu halde, gazeteler bu kadar ucuz! Evlere her sabah saat 4:00 ile 6:00 arasinda dagitilan gazetelere ilaveten, ayrica aksam baskisi olarak ikinci dagitimla, o gunun haberleri de verilmektedir! JAPON gazetelerinin trajlari ve okuyucu sayisi hakkinda genel bir bilgi: YOMIURI Gazetesinin 2002 yilindaki traji 14,323,781 adet. ASAHI gazetesinin bugunlerdeki traji 8,000,000 kadar! Internet’de gazete okunmasina ragmen, bu kadar yuksek bir traj, nufusu 120 milyon kisi olan bir ulke icindir! GENELLIKLE BUTUN JAPON GAZETELERI ONLARCA SAYFA CIDDI HABERLER, MAKALELER VE YAZILARLA DOLU! Gazete okuyucusu genellikle, gazetesini okuduktan sonra musait bir yere veya bindigi trene inmeden once birakir. Bir baska yolcu bu okunmus gazeteyi alip, tekrar okur. Yani evlere gelen yahut trenlerde okunan 10 milyon trajli bir sirketin tek gazetesi belki 15 veya 20 milyon kisi tarafindan hergun okunmakta! Birkac yil once cokca birakilan gazeteler, son yillarda birakilmamasi icin yapilan anonslarla, daha az birakilmaya baslanildi. Onceki yillarda orani cok daha fazlaydi, fakat zamanimizda da oldukca fazla sayida Japonlar, trenle veya otobusle isine gidip, evine donerlerken ya gazete, kitap, mecmua veya manga okurlar yahut uyurlar; etrafla ilgilenmezler. BASKALARINA BAKMAZLAR!!!
Japonca’da yazi dilinde, hiragana, kanji denilen sekil yazisi ve katakana harfleri kullanilir. Yabanci dillerden japoncaya giren veya odunc alinan kelimeler ile yabancilarin adlari telaffuz kolayligi nedeniyle katakana olarak yazilir. Japonya’da ilkokula baslayan cocuklar icin de gazete var. Bu gazetelerde sekil yazilarinin uzerine bu sekilin nasil okunacagi hiragana denilen harflerle belirtiliyor. Ve hiraganayi ezberlemis olan cocuklar boylece sekil yazisi denilen kanjileri okuyabiliyorlar. Bilindigi uzere, Japon cocuklar ana dilleri olan Japoncayi mukemmel konusurlar. Belirli sayida olan (bizdeki alfabe gibi) hiragana alfabesiyle ve ilaveten katakana ile butun Japonca kanji kullanilmadan yazilabilir. Ancak sekil yazilari tum hiraganayla yazilirsa, bunun tadi ve tuzu kalmaz, bu ancak anaokuluna veya ilkokula basliyan yaslari 4 ile 10 arasindaki cocuklarin yazilari olur. Diger taraftan, bazen farkli sekil yazilari aynen ve ayni sekil yazilari da farkli okunur. Boyle olunca sekil yazisi olmiyan bir japoncada mana da anlasilmiyabilir. Genellikle, japonlarin adlari kanji ile yazilir, bu kanjinin nasil okunacagini baska bir japon bilemiyebilir, veya okunusundan emin olmak icin o kisiye adinin nasil okundugunu tanisildiginda sormak, ilk basta yerinde yapilmasi gereken bir nezaket kaidesidir. Sorulmaz ve daha sonra isim yanlis okunursa veya okumaya gore yanlis kanji yazilirsa, derecesiz bir sekilde ayip olur! Bir kisi ismini soylerse, o ismin hangi sekillerle yazildigini sormak da universite mezunlari olarak bile hicbir sekilde ayip degildir, cahillik isareti degildir ve nezaketsizlik de degildir. Zaten yuzde 70-80′lerdeki cogunluk universite mezunudur. Sormayip, daha sonra o kisinin adini yanlis kanjilerle yazmak son dereceye varan nezaketsizlik ornegi ve buyuk bir cahilliktir!
Japon cocuklar kanjileri ilk basta okuyamazlar, fakat kanjinin ustune yazilan hiragana alfabesiyle bu kanjileri okurlar. Okur okumaz da manalarinmi bilirler, cunku kanjileri okuyamasalar da, iki yasindan sonra Japonca konusmayi ana dilleri olarak becerirler. Ilk okula basliyan cocuklar, mufredat programina gore ortaokula geldiklerinde kanjileri okumaya baslarlar. Yani takriben 8 yil sonra bir gazeteyi okuyabilirler, ama bu anlamalari demek degildir. Ilkokul 6 yil, ortaokul 3 yil oldugundan, ortaokuldan 9 yillik bir egitimden sonra mezun olunur, ama bu demek degildir ki 9 yil sonra butun kanjiler okunabilsin ve yazilabilsin. Mumkun degil. Takriben 2,000 luzumlu kanji bilinirse normal bir gazete okunabilir. Fakat universitede muhendislik, Japon dili veya felsefe tahsili yapan bir Japonun veya ilmi bir makaleyi okumasi gereken birinin kac kanji bilmesi gerektigini de Sizlerin dusuncelerinize birakiyorum. Turkiyeden veya yurtdisindan Japonya’ya lise mezunu olarak gelip, buradaki Japon universite sinavlarini gecip universiteye basliyan yabancilara kanji konusunda ve universite sinavlarinda buyuk kolayliklar yapiliyor. YANI, BIR YABANCININ UNIVERSITEYE GIRISI BIR JAPONA GORE COK DAHA KOLAY! VE YABANCILARA KONTENJAN DA VAR! LISE MEZUNU YABANCILAR TAKRIBEN 12 AY SURELI JAPONCA KURSLARINA KATILDIKLARINDA, BU SURE ICINDE GAYRET GOSTEREREK CALISIRLARSA TAKRIBEN 1,200 ile 1,500 ARASINDAKI KANJIYI YAZIP, OKUMA DURUMUNA GELEBILIRLER VE BU BILGIDEKI ADAYLAR KANJI SINAVINDAN GECTIKLERINDE UNIVERSITEYE KOLAYCA GIRERLER. UNIVERSITEYE GIRISLERDE KANJI SINAVI ONEMLIDIR. FAKAT, 3,000 veya 4,000 KANJIYI IYI BIR SEKILDE BILEN (usulune gore yazan ve okuyan) BIR JAPON UNIVERSITENIN GIRIS SINAVINI KOLAY, KOLAY VEREMEZ. ACIKTA KALABILIR. JAPONYA’DA YABANCIYA BUYUK KOLAYLIKLAR VAR, YERLIYE (JAPONA) YOK!
INTIHARLARIN DUNYADA EN YUKSEK OLDUGU ULKE DE JAPONYA, BIR SENEDE TAKRIBEN 35,000 KISI INTIHAR EDIYOR! ORTALAMA OLARAK BIR GUNDE BAGDAT’DA BOMBALARLA KATLEDILEN 100 KISI KADAR! FAKAT JAPON GAZETELERINDE INTIHAR HABERLERI DE KISMEN IC SAYFALARDA UFAK HABERLER SEKLINDE! BIR JAPON KENDINI GELEN / GECEN BIR TRENIN ONUNE RAYLAR UZERINE ATMISSA, TREN BIR SAAT VEYA DAHA FAZLA DURMAK ZORUNDA KALDIGINDAN, KAZA YAPAN VE SONRAKI TRENLER DE ROTAR YAPACAGINDAN YUZBINLERCE YOLCU GECIKEREK ETKILENDIGINDEN GAZETELER YAZAR. BIR SAAT GECIKEN TREN SIRKETI ISE ZARARLARINI INTIHAR EDENIN AILESINDEN TAZMIN EDER! TRENIN GECIKMESI NEDENIYLE ISLERINE GEC KALAN VEYA SINAVLARINI KACIRAN OGRENCILER ICIN ISTASYONLAR TRENIN GECIKME SURESINI BILDIREN BIR KART VERIRLER. GECIKEN KISI BU KARTI ISYERINE VEYA OKULUNA / UNIVERSITE YETKILISINE VEREREK, GECIKMENIN GETIRDIGI ZARARLARDAN KURTULMAYA CALISIR! BU SEKILDEKI MAZERET GENELDE KABUL EDILIR. AMA HER ZAMAN DEGIL! SEHIRICI VE SEHIRLER ARASI TRENLER ISTASYONLARA TAM ZAMANINDA ILAN EDILEN SAAT VE DAKIKADA GIRERLER, SAATLERINIZI TRENIN ISTASYONA GIRISIYLE AYAR EDEBILIRSINIZ. HATTA, TOKYO’DAN TAKRIBEN 850 KM KADAR UZAKLIKTAKI HIROSHIMA SEHIRINE GIDEN BIR TREN DAKIKASI DAKIKASINA, YANI BIR DAKIKA GECIKMEDEN HIROSHIMA ISTASYONUNA ULASIR! BU YOLCULUK TRENINE GORE DEGISTIGINDEN TAKRIBEN DORT SAATLE ALTI SAAT ARASINDA SURER. JAPONYA’DA ZAMAN COK ONEMLI. ANKARADA CALISAN METRONUN, ISTASYONA KAC DAKIKA SONRA ULASACAGI BELLI SADECE DAKIKA OLARAK, ANCAK SAAT KACTA ISTASYONDA OLACAGI BELIRTILMIYOR! BELIRTILEMEZ, CUNKU BU SISTEM BUGUN ICIN 5KM UZUNLUGUNDAKI TURKIYE’DEKI BIR METRODA DA CALISMAZ!
DIGER TARAFTAN, KENDINI JAPONYADAKI EVINDE ASAN BIRINI GENELLIKLE GAZETELER YAZMAZ. BUYUK BIR SIRKETIN SAHIBI / BASKANI SIRKETIN FAALIYETLERI KOTUYE GIDINCE KENDINI MESUL HISSETTIGI ICIN INTIHAR ETTIYSE, BU GAZETELERE VE TV’YE HABER OLUR. JAPON GAZETELERININ VERECEGI DIGER HABERLER (oldurme, intihar ve trafik kazalari disindaki haberler) OKUYUCU ICIN DAHA ONEMLI! JAPON TV KANALLARINDA BIR DE SU SEKILDEKI HABERLER ENTERESAN: MESELA, JAPONYA DISINDA BIR UCAK DUSMUS VE BU UCAKTA 300 KISI OLMUS AMA HIC JAPON YOKSA, OLEN JAPON YOK DENILIR VE HABER BIR DAHA YAYINLANMAZ. AMA 10 KISININ OLDUGU BIR UCAK KAZASINDA EGER BIR JAPON VATANDASI OLMUS OLSA, O KAZA PEK COK DEFA TV’LERDE IZLENIR. OLEN JAPONUN AILESININ KAZA YERINE GIDIS HABERLERI DE VERILIR. TURKIYE’DE TRAFIK KAZASINDA OLEN VEYA YARALANAN JAPONLARIN HABERLERIYLE, JAPONYA TURKIYE’YI TANIMAYA BASLADI. EGER BIR UCAK VEYA TREN KAZASINDA 100 KISI VEYA DAHA FAZLA JAPON OLDUYSE, BU YAYIN TV’LERDE BU KONUDAKI ARASTIRMALAR, KAZA SEBEPLERI DE VERILEREK BIR AYDAN FAZLA GUNDEMDE KALIR. JAPONYADA YUZDE OLARAK TRAFIK KAZALARI DUSUK, BIR SENEDE TAKRIBEN 5,000 KISI OLUR. TURKIYE’DE KONYADA VUKU BULAN JAPONTURISTLERIN OLDUGU VE YARALANDIGI KAZA, JAPONYADA GUNLERCE IZLENDI. TURK SOFORUN YORGUNLUGU VE DIKKATSIZLIGI PEKCOK TARTISILDI!
TURKIYE’DE 500,000 KISININ YAPTIGI BIR HAREKETLILIK / ICRAAT VARSA, BUNU TELEVIZYON KANALLARIMIZIN ANA HABER OLARAK GECMESI VE GAZETELERIMIZIN BU HABERI MANSETTEN VERMESI DOGALDIR, AMA OBJEKTIVITENIN HABERLERDE, YORUMLARDA VE MAKALELERDE, TOPYEKUN YAZILARDA, KARIKATURLERDE KORUNMASI VE MILI MENFAATLERIMIZIN GOZETILMESI, KORUNABILMESI ICIN GEREKTIGINDE OBJEKTIVITEDEN SAPMA YAPILMASI DA TOLERE EDILMELIDIR. HERSEY DEMOKRATIK DUZENDE YASAYAN BUYUK ULUSUMUZ VE MILLI MENFAATLERIMIZ ICIN OLMALI! MILLI MENFAATLERIMIZ ICIN DUSMANLARA YALAN DA SOYLIYEBILIRIZ!
AVRUPA VE ABD TV KANALLARI VE GAZETELERI KENDI ULKELERININ MILLI MENFAATLERI ICIN BUTUN YAYIN VE YAZILARINDA GENELLIKLE MILLI MENFAATLERI PARALELINDE YAZI VE HABERLERI ROTUS EDERLER. BU NEDENLE, BAZI HABERLER OBJEKTIVITEDEN CIKARILIR VE GERCEKLERI YANSITMAZ, CUNKU GERCEK OLURSA O ULKENIN MILLI MENFAATLERINI NEGATIF YONDE ETKILER DE ONUN ICIN GERCEK BAZI GERCEK HABERLER VERILMEZ VEYA DEGISTIRILEREK VERILIR. TURKIYE BU ULKELERDEN DAHA MI ILERIDEDIR??? VE TURK GAZETELERI O ULKELERIN DUNYACA MESHUR GAZETELERINDEN DAHA MI ILERDEDIR??? DEMOKRATIK DUZENDE MILLI MENFAATLER PARALELINDE KOKLU SANSURLER UYGULANIR! VE BU SANSURLERI GUNDEME GETIREN DE OLMAZ, CUNKU MILLI MENFAATLER HERSEYDEN USTUNDUR. TURKIYENIN MILLI MENFAATLERI DE USTUN OLACAK SEKILDE, GAZETELERIMIZIN DE KENDILERINE CEKI DUZEN VERMELERI GEREKMEZ MI? 75 MILYONA BIRKAC GAZETE PATRONUNUN SAYGILI OLMALARI GEREKMEZ MI??? BUGUNLERDE DUNYANIN BASTA GELEN ULKELERI, VE HATTA ORTALARDA VE SONLARDA GELEN ULKELERI BILE, DOGRU BIR HABER MILLI MENFAATLERINE ZARAR VERIYORSA, O HABERI KATIYYEN VERMEZLER, VEYA KISA KESERLER, YAHUT OBJEKTIVITEDEN SAPARLAR CUNKU MILLI MENFAATLERINE ZARAR GELMESINI ISTEMEZLER. HIC ISRAIL HABERLERINI DINLEDINIZ MI? IZLEDINIZ MI? ABD BIRKAC SENE ONCE IRAK’A TANKLARLA GIRIP ISGAL EDERKEN, CNN ve DIGER TELEVIZYON KANALLARI MUHABIRLERI TANKLARIN UZERINE OTURARAK CANLI YAYIN YAPIYORLARDI. HELMET GIYMIS KADIN TV YORUMCULARINI DA COK DEFA GORDUK. IZLEDINIZ MI? SON 3 SENEDIR NICIN BAGDAT SOKAKLARINDAN CANLI YAYIN YOK ARTIK? ABD’NIN ISINE GELMIYOR CANLI YAYIN DA ONDAN! YANI ABD HUKUMET OLARAK BUNLARI ONLEDI, YAYIN YAPILIRSA ABD’NIN ALEYHINE OLUYOR DA ONUN ICIN, BAGDAT SOKAKLARINDA IRAKLILAR ARASINDA VEYA IRAK’DA CANLI YAYIN YOK VE YAPILAMAZ! AMA BIZ ABD’DE DEMOKRASININ VE BASIN, YAYIN ORGANLARININ TAMAMIYLE OZGUR / BAGIMSIZ OLDUKLARINI DUSUNURUZ, VE ONLARIN SEVIYESINE ULASAMADIK DERIZ, ISLER OYLE DEGIL! GERCEKLER BASKA! NASIL OLUR BU? OLUYOR ISTE! FRANSA KUZEY AFRIKA’DA CEZAYIR’DE KATLIAM YAPTI YAKIN TARIHLERDE! FRANSA BUNU UNUTUP, TURKIYE UZERINE YUKLENIYOR. NICIN YUKLENIYOR, OLMAMIS BIR KATLIAMI OLMUS GIBI GOSTEREREK! FRANSA VE DIGER ULKELER TURKIYE’YE HAKSIZ YERE YUKLENIRLERKEN, MILLI MENFAATLERIMIZE ZARAR VEREN OLAYLARI BUYUMEDEN KENDI ICIMIZDE SIFIRLAMALIYIZ. FRANSANIN YAPTIKLARI TARIHI GERCEKLERI, FRANSIZ GAZETESI DE YAZAMIYOR! BIZLER AYNI TURK MILLETINE MENSUBUZ. ATALARIMIZ AYNI VE BIZ ONLARDAN GELDIK, BASKA ULKELERDEN ITHAL EDILMEDIK! GOKTEN DE INMEDIK! FAKAT BIZ, ABD GIBI YAPMIYORUZ, BASTA GAZETELERIMIZ OLMAK UZERE KENDI ULUSUMUZA KENDI HEMSEHRILERIMIZE YUKLENIYORUZ. BUNU DA HURRIYET VAR DIYE VE BAGIMSIZLIK ADI ALTINDA YAPIYORUZ. BIR NOKTADA SANKI BIRIBIRIMIZI ARKADAN VURUYORUZ. AMA ARKJADAN VURANLARIN SAYISI COK DA DEGIL, AMA ONLAR GAZETELERIN YARISINI KONTROL EDEN PARADAN BASKA DUSUNCELERI OLMIYANLAR VEYA MASA OLANLAR! BU OLAMAZ! AKLIMIZI BASIMIZA ALMAMIZ VE MILLI MENFAATLERIMIZI HER ZAMAN KORUYABILMEK ICIN TEYAKKUZ HALINDE OLMAMIZ GEREKIR. GAZETE PATRONLARI BIZLERI VURAMAMALI! VURUYORLARSA, BU PATRONLARIN GERCEK KIMLIKLERI TARTISILMALI!!! HER ZAMAN, MILLI MENFAATLERIMIZE TARAF OLMALIYIZ. ABD ve BATI ULKELERI, YANI YABANCILAR YUKARIDA KISACA IZAH EDILDIGI SEKILDE KENDI ULKELERI ICIN OBJEKTIVITEYI DE BIRAKARAK MILLI MENFAATLERINI KORURLARKEN, VE TARIHI GERCEKLERI GORMIYEREK TURKIYE CUMHURIYETINE HUCUM EDERLERKEN, BIZLER DE VATAN TOPRAKLARINDA BOLUNMEZ BIR DAYANISMA ICINDE DEMOKRATIK BIR ULUS OLARAK MILLI MENFAATLERIMIZI VE DEGERLERIMIZI EN UST DERECEDE KORUMALIYIZ. CANAKKALE SAVASI SEHITLERININ VE ISTIKLAL SAVASI SEHITLERININ TORUNLARIYIZ. BANANA CUMHURIYETI MENSUBU DEGILIZ. YERUSTU VE YERALTI HER TURLU ZENGINLIKLERE SAHIP GUZEL VATAN TOPRAKLARIMIZDA DEMOKRATIK DUZENIMIZI ILELEBET BAGIMSIZ TEK ULUS OLARAK DEVAM ETTIRELIM HEP BERABER MILLI MENFAATLERIMIZI KOKUNE KADAR KORUYARAK. DUSMANLARIMIZ COK, DOST ULKELER COK AZ OLABILIR. ILK BASTA, BIRIBIRIMIZE GUVENMEMIZ, KAYNASMAMIZ VE KOORDINELI BIR SEKILDE ULUSUMUZ ICIN CALISMAMIZ GEREKIR. KENDI MENFAATLERIMIZ ICIN, CEBIMIZI DOLDURMAK ICIN DEGIL, KOMSULARIMIZIN CEPLERINI DOLDURMAK VE MILLI MENFAATLERIMIZ ICIN KAYNASMAMIZ GEREKIR. BIZIM KARINLARIMIZ TOKSA, KOMSULARIMIZIN KARINLARI AC OLMAMALI!!! AKSI HALDE BIZLER ICIN, ULKEMIZ VE VATAN TOPRAKLARI ICIN SEHIT OLAN ATALARIMIZA HESAP VEREMEYIZ. VE NESILLERIMIZE IYI BIR MIRAS BIRAKAMAYIZ!
DISLERIMIZLE UZUN ZAMANDA OLAGANUSTU ISGUCUMUZLE VE SERMAYEMIZLE YAPTIKLARIMIZA KENDI, KENDIMIZE COMAKLAR SOKMIYALIM, DINAMITLEMIYELIM, COMAK SOKANLARI HEMEN ILAN EDEREK, MAHKEME’YE VEREREK CEZALANDIRTALIM. PROVAKATORLERI TOLERE ETMIYELIM, MAŞA OLMIYALIM! AKSI HALDE, SENELERCE UGRASI SONU YAPILANLAR, COK KISA BIR ZAMANDA YIKILABILIR. GAYELERIMIZ BIRINCI DERECEDE DEMOKRATIK BIR DUZEN ICINDE MILLI MENFAATLERIMIZI KORUMAK OLMALI! SAHSI MENFAATLER DEGIL! ISTESEK DE, ISTEMESEK DE, ZAMAN HERSEYI GOZLERIMIZIN ONUNE HER YONUYLE GORULEBILECEK BOYUTLARDA CIKARACAKTIR. YANI BUGUNKU YAPTIKLARIMIZ, COCUKLARIMIZIN ONUNE TARIHSEL BIR SUNUSLA GELECEKTIR. BUNLARIN ALLAH’DAN HAYIRLI OLANLARDAN OLMASINI DILEYELIM VE BU YONDE DE GAYRET ICINDE OLALIM. CALISKAN OLALIM.
Turkiyemizde Izledigim Baska Bir Husus: 1970′lerde, Camilerimizde gordugum kisilerin yas ortalamalari 50′nin uzerinde oldugu halde, son senelerdeki yas ortalamasinin 30′lari gecmedigi ve hatta 20′lere indigidir. Neticede, Istanbul ve Ankara’da gorduklerimle, son senelerde onceki senelere gore kalitede ve kantitede cok guzel ilerlemeler musahade ettim. MASALLAH! Bilhassa, 20 ile 35 yaslari arasinda olanlarin samimiyetlerine ve icten kalbi konusmalarina ve sohbetlerine hayran kaldim. Ayrica manevi degerlerine sahip cikarak, universitelerde okuyamama pahasina ve okumak icin yurtdisini secme pahasina, basortulerini ve turbanlarini cikartmiyan genc kizlarimizi tebrik ediyorum. ALLAH ONLARI COK YAKINDA SELAMETE CIKARTACAKTIR. Kadinlarimizin genelde asilligi cok guzel, sayilarinda ve kalitelerinde buyuk bir yukselis var. Buyuk bir ivme kazanmislar hareketliliklerinde, tebrikler ediyorum. Her millet kendilerine layik olan hukumetleri / idareleri isbasina getirir derler, bu soz geregi gelecegimiz guzel ve hayirli olaylara gebe! Turkiye hicbir zaman Iran gibi olamaz, bunu herkes biliyor, ama azinlik bir grup bilmemezlikten gelerek hucuma geciyor milyonda bir olan birseyleri firsat olarak yakalayinca. Butun milletimizi ve ulusumuzu yuzde 80 ve hatta yuzde 90′lara varan cogunlugunun degerlerinden emin oldugumdan kutluyorum. BUNU HAZMEDEMIYEN YUZDE UCLER VEYA YUZDE BESLER DE ARTIK HAZMETMEK ZORUNDA KALACAK. Suphesiz ki genc kiz ve kadinlarimiz, cok sakindigim halde New York’da ve New York metrosunda gozume carpan gobekleri kupeli olan ve kupelerini kasitli olarak gostermek istiyerek kasilan amerikali kadinlardan fersah, fersah ve asirlarca ileride ve medeniler de! Medeniyeti yakalamak icin gobege kupe takilmiyor, saclar kirmiziya boyanmiyor, kadinlar erkek kiliginda ve erkekler de kadin kiliginda dolasmiyor ve ciplak da dolasilmiyor. BUNLARLA MEDENI OLUNMAZ, ANCAK HAYVANLASILIR VEYA HAYVANDAN DA ASAGILARA YOL ALINMIS OLUNUR. ABDye BENZEMEYE CALISMAMALIYIZ. HERSEYIMIZI KAYBEDERIZ BENZEMIYE CALISIRSAK. New York’daki durumu gayri ihtiyari olarak tesadufen gozlerimle musahade ettim, iyi ki NewYork da degil de Tokyo’da yasadim senelerce. New York’da gorduklerimle kadinlarimizi tekrar tebrik ediyorum. Avrupa ulkeleri cocuklarina veremedikleri ve cocuklarindan goremedikleri sevgiyi, sevkati ve sadakati kopeklerinden gorduklerini her halleriyle belli ediyorlar. Avrupali kadinlarin kopekleriyle sanki biribirine uyan cift gibi mutlu gorunuslerini hatirladikca, ve kopekleriyle yatanlarini duydugumda iyrenmistim. Bizim kadinlarimizin birkaci mustesna avrupali kadinlardan mukayese kabul edilmez derecede cok ustun ve asil olduklarini ama biraz da simarmis olduklarini anliyorum. Fransa’da ve simdiki avrupa ulkelerinde birkac asir once, hela denilen ihtiyac yerleri de yoktu, evlerinin etrafina yaparlardi. Helayi avrupalilara Osmanlilar ogretmisti. Osmanli sarayinda yemek ziyafeti sonrasinda avrupali elcilere verilen sut rengindeki siviyi icen avrupalilar da ictiklerinin lezzetli oldugunu soyleyince, buna Osmanlilar sasirmislar ve gulmuslerdi de. Cunku o sivi yemekten sonra ellerini yikamalari icin getirilmisti! Tekrar tebrikler ediyorum Turk insanimizi! Ama simarmadan, medenilik olculerini asmiyacak hareketlilik icinde olmaliyiz ve batidan teknoloji haric hicbir sey ithal etmemeliyiz. Birkac senede insanlar simarabilir de, yani kontrolu ve manevi degerlerimizi elimizden birakirsak, 5 senede taninmaz bir cemiyet haline de gelebiliriz. Avrupa ve amerikayi da bazi konularda gecebiliriz, hayvanlardan asagilara da gidebiliriz eger aklimizi kullanmazsak, insani skala disindaki gidislerden Allah muhafaza etsin, bize ve cocuklarimiza da o gunu gostermesin. Turkiye’yi AB’ye almazlar diyorum her zaman. Esasinda Turkiye’nin AB’ye girmesinde kazanc da goremiyorum. Fakat onlar sasirirlar ve bizimkiler de aldanirlar da girerlerse, bu onlarin kazanclarina olacak uzun vadede, Turkiye’nin kazancina degil! Turkiye kaybedecek. ABD ve avrupadan bizde olmiyan ileri teknolojileri transfer edebilirsek ve onlar da verirlerse, sadece bu kadar ideal olur ve yetinelim, baska bir hususu ihrac etmiyelim. Turkiye’nin ilk once kendine ve sonra komsularina ve daha sonra da Orta Asya ulkelerine ve butun Islam ulkelerine bakarak durum degerlendirmesi yapmasi gerekiyor. Tipki rahmetli Turgut Ozal’in senelerce once yapmak istedigi gibi!
T.C. Kanunlarina uyarak yasamini devam ettirip, ayrica sahip oldugu dini inancina ve dinine gore, Allah’inin emirlerine de uyarsa o insan mukemmel olabilir. Cok ustlere cikabilir. Polisin olmadigi yerde, yani gorenlerin olmadigi yerde hirsizlik yapmak yahut delilleri yok ederek Kanunlari cignemek Turk insanina yakismaz. Mesai saatleri bitiminde cebinden cikarttigi mumu yakarak sahsi isine yonelenler gibi hassas olmaliyiz. Savasda dusman yuzune tukurdugu icin ve oldur beni dedigi halde, dusmanini oldurmiyerek nefsine hakim olan buyuklerimiz gibi hareket etmeliyiz. Tarihimizi iyice okuyup dersler almaliyiz. Insanlarin gormedigi yerde kotu isler yapmak, insanlik degerlerini iflas ettirir, sahip oldugumuz manevi degerlerimize ters duser! Goren olsa da, olmasa da kanunlarin gerektirdigini yapmaliyiz. Insan oglunun her an, aydinlikta veya karanlikta Allah’in emirlerine uymasi da cok, cok guzel ve tatmin verici bir davranis. Yukarida bahsedilen nefise hakimiyet, ne kadar guzel! Ibadetlerini gonullu olarak yapan samimi ve erdemli kisiler, hicbir zaman Allah’i aldatmazlar. Allah’i aldatmiyan kulunu da aldatmaz. Tatmin olmak icin ona, kumar salonlari, diskotekler, icki alemleri, uyusturucu alemleri veya kiz arkadas da gerekmez. Sadece luzumlu ihtiyaclarini calisarak terliyerek elde edip, yarinindan endise etmez, intihari hic dusunemez. Intihar edenler, parasi oldugu halde, bosluk icinde olanlar. Ictikce veya cektikce derdini unutan ve ayildikca derdinden kurtulmak istiyerek tekrar icenler veya uyusturucu cekenler intihara yakin kisiler oluyor. Gunde 10 saat calistigi halde, ancak asgari ihtiyaclarini karsilamis da olsa, o insan saygi duyulmayi hak etmistir; o insan manevi degerleri icabi sukur icindedir, mutludur sahip oldugu sadece luzumlu ihtiyaclari icin! Dunya hayatindan tatmin olmustur, parasal yonden fakir fakat manevi yonden zengin olup yenilmezler olarak, gonul zenginleri arasindadir. Komsusu ac ise, yemegini komsusuyla beraber yer, olanlari paylasir ve her ikisi de mutlu olur! Iste insandan beklenilen bu! Bu kisiler mesut, baskalarina saygi ve sevgi hisleriyle dolu olup, yerli veya yabanci hicbir kisiyi de aldatmazlar. Bu kisiler gercekten medeni olanlardandir ve medeni olandan da ilk once beklenen budur!
Yurtdisinda yasamaya basliyan her yabanci ve bu yabanci ile beraber calismasi gereken yerli kisiler icin, yerli ve yabancinin izlenimleri olarak ilk basta gozlem ve kayit fasli baslar. Cunku yabanci bir cografyada, yabanci bir mekandasiniz ve sizden farkli kultur ve degerlere sahip bir yerli toplumun icindesiniz. Ve sevdikleriniz de yaninizda degil. Hatta, sizinle ayni dili paylasan biri de yakinlarinizda yok. Bu bir gercek senaryo, yapmacik degil! Ilk basta tedbirli olmaniz da gerekiyor, cunku daha once hic yasamadiginiz baska bir toplumda / ortamda, sosyal bir cevrede, kisacasi yabanci bir ulkede yasam kavgasi veriyorsunuz ve evliyseniz sorumluluklariniz en az birkac defa artiyor. Yabanci ulkeye, insanlarina ve olculerinize gore farkli olan sosyal hayata degerlerinizi kaybetmeden intibak etmeye calisiyorsunuz. Yerli lisani da bilmiyorsunuz. Yiyeceklerin farkli oldugunu da anliyorsunuz. Mesela, ben yiyeceklerimi titizlikle secmem gerektiginden, Japonya’ya 17 Ekim 1972 tarihinde ilk geldigim zaman, Japonya’nin durumunu tam bilemedigimden yiyecek hususunda cok cekinerek gelmis ve Turkiyeden getirdigim sayilari onlarca olan konserveleri tuketerek Japonya’ya yavas, yavas intibak etme surecine girmistim. Konserve acacagimi getirmemis oldugumdan da, konserve acacaginin resmini cizerek satinalmayi denedim ve basardim bu deneyimimde. Dusundugum yiyecek sıkıntısına Japonya’da karsilasmamak da beni derecesiz memnun etmisti.
Genellikle, yurtdisinda yasadiklariniza kayitsiz kalamiyorsunuz. Onceden bilinmiyenler, gorulmeye, duyulmaya ve hissedilmeye, neticede anlasilmiya basliyor. Birkac sene kaldiktan sonra ancak anlamaya basladim denildiginde, anlasildigi sanilanlarin yanlis anlasilabildigi veya anlasilmasi gerekenlerin sadece cok cuz-i bir miktarinin anlasilabildigi de sonraki senelerde ortaya ciktiginda hayal kirikligina da ugruyabiliyorsunuz. Mesela, Japonlardaki karakteristik bazi genel davranislari takriben 5 yil once, yani Japonya’ya geldikten 30 yil sonra calistigim sirketteki tahsilli Japon muhendislerden ve sekreterlerden gorerek ogrendigimi soylersem mubalaga yok, dogru.
O.D.T.U.’den Elektrik Y. Muhendisi olarak mezun olduktan sonra, 1968 yilindan beri calistigim Basbakanlik Devlet Planlama Teskilati Mustesarligindaki uzmanlik gorevime devam ettim. Mustesarimiz Merhum Turgut Ozal idi. Merhum Yusuf Bozkurt Ozal ile ayni odada calisiyorduk. Her ikisine ve beni yetistiren rahmetli Babama da Allah’dan rahmetler diliyorum. Ruhlarina El-Fatiha. Japonya Milli Egitim Bakanligi’nin MOMBUSHO bursunu kazanarak 17 Ekim 1972 tarihinde ikinci bir Master derecesi calismalari icin Japonya’ya gelerek Japon universitelerine kayidimi yaptirdim. Japonya’da onceki alti (6) aylik Japonca dili ogrenim suresinde Osaka ve daha sonra devamli olarak Tokyo’da bulundum.
Herkesin kendi ulkesinde bulundugu sure icerisinde sahip olageldigi adet ve gelenekleriyle, manevi degerlerine kismen de olsa yabanci ulkeden ilaveler otomatik olarak zamanla yerlesiyor. Cevreniz genisliyor, bakis aciniz degiserek eski gunlere yenileri ve yeni tecrubeler ekleniyor. Beraber yasadiginiz ulkenin insanlari ile ayni ortak degerleri bilemeden zamani geldikce kismen de olsa paylasiyorsunuz. Kendi degerlerinize ilaveler olabiliyor veya kisilere bagli olarak az da olsa sahip olunan degerlerden degisimler de gorulebiliyor. Fakat genellikle cocuk yasinda olmiyanlar icin kendi degerlerimizin cogunu yabanci ulke insanlarinin degerleriyle degistirmemiz hicbir sekilde mumkun olamaz, bu husus soz konusu olamaz. Yani Japonya gibi yabanci bir ulkede mesela 30 sene yasayan bir Turk vatandasinin kendi adet ve kulturuyle, manevi degerleri akli basindan gitmedikten sonra hicbir zaman bir Japon’un degerleriyle cogunluk skalasinda degistirilemez, ikame ettirilemez. Degistirdigini dusunen veya soyliyen yetiskin yastaki kisiler gercekci olamaz, gercekden bu durum belirdiyse, o kisi kendi ulkesinde de kendi degerlerine sahip olamadan buyumus biri olarak yurt disina cikmis olmali. O zamanki kayip ve kazanclar da o kisiyle ve kisisel hesaplarla ilgili, cogunlugu baglamaz. Ayrica, kisiye gore bazen kayiplar da kazancmis gibi gorulebilir. Ama objektif degerlendirmede zamanla gercek anlasilacaktir. Tabiiki, yukarida bahsettigim gorusumde de istisnai bir husus vardir o da soyle: Manevi degerlerimizi ortaklasa paylastigimiz diger Islam Ulkelerinde yasiyan Musluman kardeslerimizle ve oralarda izlenen sosyal cevre ile bizimkiler arasinda fazlaca bir fark olusmaz.
Diger taraftan, yurt disinda uzun yillar yasadiginiz ortama ve sosyal cevreye kayitsiz kalamiyacaginizdan, ister, istemez etkiler altinda kalacaksiniz ve yurtdisina cikmazdan onceki eski gunlerinizin daha kisir ve daha dar goruslu oldugunu da dusunebilirsiniz. Bu da normal. 1979 yilinda ailecek kisa bir sure kaldigimiz Moskova’da bile yerli halk ile aramizda Rusca bilmedigimiz halde oldukca ilginc iyi yakinlasmalar ve kaynasmalar da olmustu. Moskova’yi gormeden once Komunist bir ulkede boyle iyi bir intibaya kisa surede sahip olabilecegimizi hayal bile edemiyorduk. Yurtdisindaki yasamlarda, yerli kisilerden ogrenilen artilar ve eksiler olabilir. Yurtdisinda gorulen artilar yurticindeki yasamimizda izlenmiyebilir. Yurtdisi artilarini kendi olculerimizle sentez ettigimizde, artik sadece bir ulkede ve hatta kendi ulkemizde yasamakla eskisi gibi mesut olamiyacagimizi ve tam tatmin olamiyacagimizi da deneysel olarak anlamak mumkun. Mesela, Moskova’dan ve oradaki kisilerden iki iyi husus, Japonya’dan ve Japonlardan birkac husus, Endonezya’dan da birkac iyi husus sentezimizde mevcutsa, Turkiye’ye geri donup, yasama devam ettiginiz taktirde bu iyi hususlari goremediginizden, yasadiginiz diger ulkelere ozlem duyacaksiniz. Biraktiginiz yerden baslamak uzere oralara tekrar gitmek istiyeceksiniz. Diger taraftan, ABD, Almanya, Fransa, Avusturya, Italya, Belcika ve Hollanda’da birkac ay bulundugum halde, ve lisanlarini cogunlukla konustugum halde, buralarin artilari zihnimde pek kalmadi. Sadece Italya’da musbet bir etkilenme oldu. Netice olarak, Turkiyemiz bizleri en cok mesut eden ulke niteligini hicbir zaman kaybetmiyor, bizleri her an cekiyor bagrina, anavatana. Yani normal olarak yetiskin bir Turk, Turkiye disinda hicbir ulkede makro ve mikro skalalarda Turkiye’de yasamasi kadar mesut olabilecegi baska bir ulke bulamiyor, bulunamiyor. Gercekten de Turkiye anavatanimiz oluyor! Anavatanimizin kiymeti ve degeri, yurtdisinda uzun sure yasayanlarca, hemen anlasiliyor ve her zaman anavatanin cazibesindeyiz!
Yurtdisindaki ulkelerde gorulen artilara ragmen, bazen de keske yurtdisina cikmasaydim, yurtdisini bilmeseydim eski gunlerimde cok daha mesuttum ve mesut olarak kalip omrumu tuketecektim diyebilirsiniz. Mesut olabilmeniz icin gereken faktorler yurtdisina cikmazdan once genellikle azdir, mesela sadece is bulup para kazanmak ve ailenizi gecindirmek ve boylece mureffeh bir hayat yasamak icin yurtdisina cikarak para kazanmayi hedefliyebilirsiniz. Yurt disinda geciminizi saglamaya ve para biriktirmeye baslayinca, parasal olarak gucunuz artsa bile simdi param var ama ihtiyaclarim cogaldigindan neticede daha da fakirlestim diye feryat da edebilirsiniz veya imkanlarim artti, hayata bakis acim degisti, param var ama mesut olamiyorum neden acaba da diyebilirsiniz. Yahut parasal skala dusunulmeksizin, sadece manevi degerler konusunda bizler icin yabanci olan yabanci ulke halkina musbet katkilarda bulunabildiginizden, bahtiyarliginizin dorugunda fakat meteliksiz de olabilirsiniz. Paraniz olmadigi halde gercekten mesut olmaniz halinde sizi gonulden tebrik etmemiz gerekir ki, gercekten yuksek seviyelerdesiniz. Parasal yonden gercekten fakir olanlar, paraya onem vermediklerinden kendilerini manen cok zenginlesmis olarak da yetistirebilirler ki, bu husus her skaladan ve acidan gorulebilen gercek zenginliktir ve insan olmanin ust seviyeleridir. Her iki dunyada da gecerli, hakiki ve tam bir zenginliktir.
Diger taraftan, eski yurtici gunlerindeki parasiz halimle cok mesutmusum da farkinda degilmisim de diyebilirsiniz. Simdi, milyonlarca YTL sahibiyim, ama mesut olamiyorum, ne oldu bana da diyebilirsiniz. Yahut, insanoglu elindekileri kaybettikten sonra degerlerini ancak o zaman anliyabildiginden, keske yurtdisina hic cikmayip, eskisi gibi az para kazanarak kendi ulkemde kalsaydim ve sadece corba icebilseydim, iste o zaman gercekten mesut olurdum da diyebileceksiniz. Ama hangi kanaata sahip olursaniz olunuz, gercek sudur ki, gecen zamani geri getiremiyoruz.
Bu sekilde kisilere gore degisebilen pek cok cesitli yasam tarziyla yurtdisi tecrubeleriniz noktalanacaktir zaman aktikca ve yillar eskidikce! Ister yurtici, ister yurtdisi olsun genellikle cogunlugun soyle bir yasam kavgasi, hayat anlayisi ve yaklasimi da olabilir: Kisiler nerede yasadiysa yasasinlar, hatta parasal gelirleri de yuksek olmasina ragmen durumlarindan sikayetci olacaklar, sikayetleri bitmiyecek ve esasinda bu kisiler kendilerinin hayatta nasil tatmin olabilecegini de ne yazik ki bilememektedirler, kendilerini tasvir ve ifade edememektedirler. Diger taraftan, cok calistigi ve gayretli oldugu halde geliri mutevazi olup, birikmis parasi olmiyan fakat sikayeti az olanlar veya sikayeti zamanla azalanlar yahut sikayetleri hic olmiyanlar ve gunune her zaman sukreden gonulleri zengin olanlarimiz da mevcuttur ki makbulu de budur.
Dunya donmeye devam ettikce, zaman gectikce Dunya hayati ve yasam kavgasi da devam edecek. Buyuk cogunluk kendisine ve aile fertlerine her turlu imkanlari hazirliyarak, ve bazen de ifrata ve lukse kactiklari ve paralarini israf ettikleri halde, komsularinin sahip olamadiklari gunluk yiyecek gibi zaruri ihtiyaclarini bilhassa buyuk sehirlerde gormezden gelerek israflarina kendisi ve aile fertleri icin devam edeceklerdir. Kendisini, cocuklarini, karisini ve muhtemelen yakin akrabalarini dusunerek, kayirarak onlara butun kaynaklarini ve gucunu tam olarak yagdirararak verecek, bu ugurda baskalarinin ve komsusunun haklarina da tecavuz edebilecek, fakat hasta olan, parasiz olan, karni ac olan komsularinin ihtiyaclarini bildigi halde hic mi hic umursamayacaktir. Zamanimizda yasanan gercekler burada yazilanlardan fazla farkli degildir. Mesela, sadece avrupa ulkelerindeki kadinlarin makyajlari icin kullanilan para ile koskoca Afrika kitasinda yasiyan butun hasta insanlarin ve ac insanlarin dertleri cozulebilir, aclar doyurulur ve hastalar tedavi edilerek iyilesebilir. Ayrica bu paralarla Afrikadaki collerin onemli bir kismi da bugun israildeki topraklar gibi mumbit hale getirilebilir. Cok gayret ettigi halde, isi olmiyan, kazanci olmiyan, geliri olmadigini az cok bildigimiz durust komsularimizla ilgilenen kac kisi cikacak aramizdan? Yarimiz ilgileniyor muyuz? Istatistiklere gore Dunya ulkelerinin ihtiyac icindeki komsularini gormezden geldikleri acik ve secik bir sekilde ortadadir. Ve hatta bu ulke Filistin gibi bir Islam ulkesiyse, Filistin halkini Israil ablukaya alip yiyecek gondermese de ve Filistin milletvekilleri Israil trafindan tutuklandiysa bile ki, gercekten Filistinli halkin oylariyla sectikleri sayilari 50 kadar Filistin milletvekilleri israil tarafindan tutuklanarak hapsedildikleri halde, abd ve avrupa ulkelerinin gozleri kor olmus, insani duygularini yitirmislerdir, tutsak vekiller gorulemez ve israilin yaptiklari da gorulmez olur. Insanlik karasi, medeniyetsizlik isareti olan israilin bu zalimce ve hunharca icraatinin duzeltilmesi ABD nin ve Avrupa ulkelerinin gundemlerinde bile degildir.
O zaman Turkiye de kendi yol haritasini kendisi cizmelidir. ABD ye ve Avrupa ulkelerine guvenilemez. Icinde bulundugumuz AB’ye girme sureci Avrupa ulkelerinin bir oyalama siyasetidir. Neticede Turkiyeyi oyaliyacaklar ve kesinlikle Turkiye’yi AB’ye almiyacaklardir. Turkiye’nin AB’ye alinmamasi Turkiye icin cok iyi degerlendirilebilr eger Turkiye Cumhuriyeti Hukumeti bu alternatifi iyi kullanir ve komsu ulkelere ve Orta Asya Turk Cumhuriyetlerine yaklasabilirse. Yani rahmetli Turgut Ozal’in Turkiye icin yapmak istedigi yapilabilirse. Turkiyenin gida maddeleri Japon piyasasina girmektedir ve Japonyanin ithal ettigi Turk mallari az bir vergi nisbetiyle Japonya’ya girebilmekte! Eger Turkiye AB ulkesi olursa bu ithalat vergisi takriben yuzde 50 oraninda artacak ve Japonya artik Turkiyeden gida maddeleri ve diger mamulleri ithal etmemeye basliyacaktir, cazip olmiyacaktir. Turkiye AB’ye girdiginde, Turkiye’nin dunyaya yaptigi ihracat ciddi olcude azalma tehlikeleriyle karsilasacaktir. Bu zamana kadar Bulgaristan’in Japonya’ya yaptigi ihracat Bulgaristan’in AB’ye girmesiyle cok azalmis ve bu azalan kisim simdilik Turkiye kanaliyla dengelenmektedir.
ABD ve avrupa AB ulkeleri zaruri ihtiyac icindeki komsularina yardim soyle dursun, savasarak, istila ederek komsularini oldurmektedirler, yok etmektedirler. Kendilerine bos bir alan acabilmek ve cesitli cografyalarin toprak-alti veya toprak-ustu zenginliklerine gozlerini dikmektedirler. Mesela, gerekli ve gecerli sebepler olmaksizin suni bahanelerle abd, ingiltere ve diger birkac ulke Irak’a girmisler, Irak’in petrol rezervlerine goz dikmislerdir. Bugunku Irak halkinin durumu yurekler acisidir, abd tarafindan oyle potansiyeller olusturulmustur ki, Saddam zamanindan cok daha problemli hale gelinmis ve Irak sinirlari icinde hangi azinlikta olursaniz olun ve hatta Sii cogunlugunda da olsaniz artik guveniniz kalmamistir. ve abd ile ingiltere petrolu somurmeye baslamis, Irak halkinin petrol ihtiyacini ulke temin edemez hale gelmis ve petrol fiyatlari da astronomik bir sekilde yukselmistir. Saddam’i Saddam yapan abd oldugu halde, daha sonra Saddami dusuren ve bugunku duruma Irak’i getiren ve tarihi kiymetli eserlerin bulundugu muzelerin yagmalanmasina, manevi degeri olan kutsal / dini yerlerin tahrip edilmesine de abd seyirci kalmis ve hatta tesvik etmistir. abd’nin onleme gucu olmasina ragmen tahribati keyfi olarak onlememistir. Saddam’in mahkemede bile detay vermesinin onune gecilerek, Saddam abd hakkinda konusmaya firsat verilmeden kisa surede asilmistir. Irak’a guven getireceklerini ilan ettikleri halde Irak’a tarihinde gorulmeyen dunya cehennemini getirmislerdir. Her gun takriben 100 kisinin ve daha da fazla kisinin bombalarla oldurulmelerine abd sadece seyirci kalabilmektedir. Modern silahlara sahip abd harbi kaybettigini, maglup oldugunu ve gucsuzlugunu artik ilan edemeden kabul etmek zorunda kalmistir. ABD, israil ve ingiltere, Ortadogu ulkelerini ve Dunyanin diger ulkelerini karistirarak bu ulkelerdeki zenginliklere goz dikerek istila etmektedirler. Turkiye’deki Boraks, maden ve petrol rezervlerine de gozler dikilmektedir. ABD ve Avrupa ulkeleri kendilerinin tek tarafli cikarlari icin savasmakta ve trilyonlarca YTL nin son yirmi yil icinde insanlari savaslarda oldurmek icin kullanildigi, Dunyanin isinmasinin son yuzyil icinde anormal bir sekilde arttigi ve hepimizin icinde bulundugumuz cevremizi kimyasal ve radyoaktif artiklarla kirlettikleri birer gercektir.
Diger taraftan Japonya ABD’nin en buyuk kor destekleyicisidir ve abdnin para kaynagidir. Japonya’nin dis politikasini da tamamen abd yonlendirir, dogrusu empoze eder. Yasli Japon vatandaslarinin Japonyadaki yasamlari parasal yonden cilelerle doludur. Fakat onlar kendilerini cilesiz gosterebilmek gayreti icindedirler. Japonlara baktiginizda, hem yasli ve hem de genc Japonlarin agir hayat sartlari altinda sanki sabir ederek yasiyorlar gibi -disaridan- anlarsiniz. Sikayetci de degillerdir hayatlarindan. 70 yasinda bile gazete satan erkek veya kadinlari gorursunuz tren istasyonlarinda ve bazilari iyice kamburlastiklari halde, vucutlari gucsuz oldugu halde calismaktadirlar. Yasadiklari hayatin sartlarinin zor oldugu yonuyle diger Japonlara bakarak bir mukayese de yapamazlar, cunku Japonya’da Japonlarin yasami az, cok biribirlerine benzer. Gercek anlamda sadece yuzde 3′u veya yuzde besi zengindir ve zengin gibi yasar. Son yillarda Japonlarin cesitli ulkelere gittikce fazlalasan turistik seyahat yaptiklari musahade ediliyor. Japon turistler gittikleri ulkeler de yasayan yerli kisilerin hayat standardlarini ve kazandiklari paranin alim gucunu Japonya ici ile mukayese ettiklerinde imrenilecek farklar goruyorlar. Bizlerin Japonlardan ogrenmemiz gereken en onemli husus, butun kapasitemizle kalite ve kantite yonleriyle Japonlar gibi fiziken ve zihnen calisabilmek, ve agir hayat yuku altinda sikayet etmeksizin sabirla Japonlar gibi calisabilmek. Japonlardan farkli olarak, ilaveten ahiret icin de calismamiz gerekiyor manevi degerlerimize sahip olarak. Mesai saatleri disinda da fazla mesai almadan, gunluk isini bitirebilmek icin Japonlar gibi calistigimizda Turkiyemiz de Japon ekonomisindeki gostergeleri tutturacak ve hatta kesinlikle gececektir. Cunku bu bir formul neticesidir ve formulumuzdeki faktorler soyledir: Turkiye’deki yas ortalamasi Japonya’ya gore oldukca genctir ve calisanlarin butun nufusa yuzdesi daha fazladir, Turkiye nufusu artmakta, Japonya’nin ki azalmaktadir ve Turkiye Japonya’nin sahip olmadigi yeralti petrol ve maden rezervlerine sahiptir. Formulumuze bir buyuk ilave de soyle: Allah tembel olana degil, calisana daha cok verir. Yani calisan kim olursa olsun, calismiyandan daha cok alir. Zor sartlar altinda yasiyan bir Turk’un sabirla hayati goguslemesi konusunda Japonlardan ogrenecekleri cok seyler vardir. Japonlar Musluman olmadiklari halde, makro temizlik konusunda kesinlikle imrenmeliyiz. Mesela, herkes sabah uyandiginda kendi evinin onunu supurur. Herkes kendi evinin onunu supurup, copleri de sokakdan alinca, koskoca sehirler, kasabalar ve koyler hergun fiziken temizlenmis olur. Evlerine hemen, hemen butun japonlar katiyyen ayakkabi ile girmezler. Ayakkabilar eve giriste cikarilir. Avrupa ve Amerika’da genellikle ayakkabi ile evlere girildiginden, yerli halkin evlerine gittigimde devamli olarak rahatsizlik duydugumu ve hic rahat edemedigimi burada ifade etmek isterim. Bu sebeple, evlerin icini sokaklardan daha da pis algiladim ve mecbur kalmadikca evlerine gitmedim ve gitmemek icin sun’i bahaneler uydurdum.
Sahsen, Islam ulkeleri haricinde, Avrupali veya Amerikali birinden ziyade bu zamana kadar butun omrum boyunca Japonlara sempati duya geldim. Turkiye’de evlenmeyi denedim fakat zaman kisa oldugundan adayi secmem mumkun olamadigindan, esimi de Japonya’da sectim. Tanimadigim halde, Musluman olursan evlenmeyi teklif ediyorum dedim. Neticede evlendik ve ilk bir yil Ingilizce ve bir yildan sonra zamanimiza kadar evimizde hep Turkce konustugumdan, esim ve cocuklarim Turkceyi anlar ve konusurlar. Japonya’da calistigim 28 yil boyunca esimin her gun ofisimde yiyecegim ogle yemegini genellikle Turk usulu hazirliyarak sefer tasina koyup bana vermesi ve kisin karanlikta gunes dogmadan cok once kalkmasi ve bunun 28 yil devam etmesinin Japonlara has buyuk bir sabir isi olduguna inaniyorum. Bazi gunler isime gec kalmamak icin acele edip, sefer tasimi almayi unutarak evden ciksam, tren istasyonuna yururken arkamdan bisikletle esim yetisip unuttugum ‘obento’ mu getirirdi. Bu ne kadar guzel bir andir, hayat arkadasligi koordinasyonudur, tasvir edemem. Soylemesi ve yazmasi kolay ama, 28 yil icinde takriben 7,000 (=250 x 28) defa esimin bana zamaninda kalkip ogle yemegi (obento) hazirlamasi gerekiyor. Calistigim yerde lokanta ve kafeterya olmasina ragmen, ne yiyecegime dikkat etmem gerektiginden, evden ogle yemegimi goturmem en iyi cozum. Sadece bu husus, hem bana ve hem de esime benim icin ikinci anavatan olan bir ulkede buyuk bir yasama ve calismaya devam etme gucu vermis oluyor. Bu sekilde simdiye kadarki omrumun takriben yarisini Japonya’da gecirmis oluyorum.
Hemen hemen herkesin basinda oldugu gibi, is yerimde de buyuk, kucuk problemlerle karsilasirim zaman, zaman. Ayri bolumlerde calisan Japon Elektrik Muhendislerinin yaptiklari dizaynlari da ABD’nin cesitli kodlarina gore mesleki yonden kontrol edip, gerekli degisiklikleri tavsiye ediyorum isimin bir parcasi olarak. Bazi defalar teknik konularda Japonlarla ve ust duzey amerikalilarla surtusmelere girdigimde, evime cok yorgun ve gec saatlerde donebiliyordum. Esasinda bana ne desem hicbir problemim olmiyacak, fakat yapilan teknik hatalarla amerikalilardan ve japonlardan toplanan vergilerle kaynaklanan fonlarin israf edilmesine goz yummam mumkun degil. Bu israflarin T.C. ile de ilgisi yok, ama maasimi buradan aldigimdan, bir minnet borcum sebebiyle sessiz kalamiyorum. Amerikali muhendislere ve japon muhendislere yapilan teknik hatalardan ve projenin hatali oldugundan bahsetmek ve onlarin profesyonel olmiyan tepkilerine gogus germek insani pek cok yormakta bilhassa son birkac yil icinde. Bu durumlarda kendimi iki yonden cok kuvvetli hissediyordum, bunlar: Dini gucum, manevi degerlerim, inancim ile Esimin beni devamli olarak desteklemesi ve bana guc vermesi oldu. Esim Japon olmasina ragmen, esimin milliyeti bana gore Japon degil, tamamiyle bir Turk. Gercekte, Osmanli Turk’u gibi bir Turk. Esim Turkceyi mukemmel ve seri olarak konusur, konusmaya baslarsa, karsisindaki Turk arkadas konusmaya firsati az bulur. Turkce, Ingilizce ve Japonca dillerinin herhangibirinden, digerine sozlu tercumeler (simultaneous interpreter) yapar. Fakat anadili Japonca oldugundan, en kaliteli tercumesi Turkceden Japoncaya veya Ingilizceden Japoncayadir.
Evlilik cok sumullu saygili olmamiz gereken bir muessese! Bir sirket ile is sozlesmesi imzalamaniz gerekse, belki birkac gun sozlesme sartlarini dusunur ve karariniz da en erken birkac gun sonra olur. Diger taraftan, onceleri hic tanimadiginiz biriyle evleniyorsunuz ve karariniz ilk gorusmeden sonra saniyelik bir surede olabiliyor. Bunu baslarindan gecenler bilir. Ayrica, milletlerarasi evliliklerde dilleriniz farkli, adet, kultur ve gelenekleriniz farkli ve sadece dininiz ayni oluyor. Allah yuva kurana atesi bitmiyen, sonmiyen bir sonsuz ask veriyor, yani biribirini tanimayan bir cift ilk andan itibaren devamli destegini Allah’dan aliyor. Ciftler arasindaki yukarida bahsettigim butun farkliliklar eger dininizde birlesebilirse, o evlilikten hic korkmayiniz. Allah sizleri koruyacaktir dininiz icin. Tabiiki, bazen benimle esim arasinda da Turkce kavgalar oluyor. Japon komsularimiz kavgalarimizi gayri ihtiyari duyar. Guney yonundeki komsumuzun evinin dis duvariyla, bizim oturdugumuz evin dis duvari arasi 2000mm kadardir. Yani cok yakin, yeni yapilan evlerde bu yakinlik 600mm ye kadar dusmektedir. Yani cok, cok, cok daha yakin! Japon eslerin isitilir sekilde kavga ettikleri gorulmez, ve duyulmaz. Cunku boyle kavga etmeleri demek, ayrilmaya karar vermis olduklarini gerektirir. Ben esimin milliyetini dusunmeden yapmis oldugum evliligimiz 33 yila dayandi. Japonlarla Turkiye Turkleri arasindaki evliliklerin icinde bizim evliligimiz arastirmalarimiza gore ya birinci veya ikinci evlilik olmakta. Yani esim 1975 Martinda Turkiyeye giden ilk veya ikinci gelin oluyor.
Japonya’daki is hayatinin ve yasamin guclugu inkar edilmez bir boyutta oldugu halde Japonlarin cogunlugu dertlerini soylemezler ve soyliyenler de, nisbeten yasli olan ve sihhi bakimdan kontrolu kaciran kimseler veya cok yakin arkadaslarina dert yanan fakat detayi tam vermiyen kisilerdir. Dunyadaki intihar edenlerin cogunlugu isi olmiyan, parasi olmiyan kisilerdir. Japonya’da bir senede intihar edenlerin sayisi son bes sene icinde 35,000 kisiyi asmistir ve bu istenmiyen konuda uzun zamandir Dunyada birincidir. Yani her gun takriben 100 Japon kendini umumiyetle tren altina atarak veya yuksek binalardan atliyarak intihar eder. Bu rakam Irak’da hergun bombalarla oldurulen kisilerin sayilari kadar! Japonya’da intihar edenlerin buyuk cogunlugu isi olan, parasi olan ve hatta yaptigi isde nisbeten basarili olan kisiler arasindadir. Okullarda haylaz ve avare talebelerden ijime alan yani rahatsiz edilen ogrenciler arasinda kendini oldurenler de ihmal edilemiyen bir sayidadir. Intihar eden ogrenciler genellikle tembel olmiyan, dersleri iyi olan ve gayret eden durust ogrencilerdir. Calisan memur veya memurelerden intihar edenler ise, isini yapamiyan degil de, isini yapan, ancak yaptikca daha fazlasi istenen kisilerdir.
Takriben 33 yildir Tokyo’da ayni evde ikamet ediyoruz. Komsularimla aramdaki komunikasyon merhaba, gunaydin, iyi gunler seklinde kaldi bugune kadar. Ilerleme olmadi. Hatta, esime bir gun komsuyla gorusmek icin iyi bir firsattir diyerek, giris katinda oturan komsumuza esimle beraber senelerce once 3 Ocak gunu gidip komsumuzun yeni yillarini kutlamak istedim; komsum kapiyi acti ama, hemen oracikta biz kapinin disinda dikilerek birkac kelime konusabildik sadece, hepsi o kadar. Yani komsumuzu yeni yil munasebetiyle bile ziyaret edemedik. Bir baska kiraci komsumuzun esinin hasta oldugunu duydugumda, karima corba yapmasini, ekmek ve yogurtla beraber komsuya goturmesini soyledim. Esim tereddut etti, ben israrli oldugumdan goturdu. Birkac gun sonra ayni komsudan bize yas pasta hediye edildi. Sasirdim, cunku komsuya verdigimiz corba vesaire 4 YTL’yi gecmezken, bize gelen pasta takriben 20 YTL’lik bir parasal degerdeydi. Sonradan deneyimle anladim ki, Japonlar birsey alirlarsa, onun yerine hemen baska bir sey ile degis, tokus yapiyorlar. Ayrica ben Japon olmadigimdan, bu degis-tokus daha cabuk ve daha degerli bir sey geri verilerek kapaniyor. Boyle olunca, o gunden sonra komsumuzla bu tip degis-tokus oyunlari oynamama gayreti icindeyiz. Halbuki, dusuncem bizde de esim hasta olunca benzer bir sekilde ilgi gostermeleriydi. Bu sefer Turkiye’den dondukten sonra 5 Nisan 2007 gunu evsahibi olan iki komsumuza da Ankara’dan Hacibaba’nin kuru baklavasini birer kutu olarak hediye ettik. Komsularimiz bizi daha sonra sokakta gorduklerinde egilerek (ojigi) selam verip cok tesekkur ettiler, ve simdilik komsularimizdan henuz hicbir sey geriye almamanin mutlulugu icindeyiz. Yani komsulari adetlerimize kismen alistirdigimizdan seviniyoruz.
Japonya’da bizdeki gibi komsu ziyaretleri yok, akraba ziyaretleri de cok seyrek. Akraba ziyaretlerini senede bir defa veya encok alti ayda bir defa ve yakin akraba ziyaretlerini en cok uc (3) ayda bir defa dersek bu durumu da iyimser bir sekilde genellestirmis oluruz. Mesela, bir Japon ailenin yetiskin oglu veya kizi evlerine 600km uzaktaki bir universitede talebeyse, bu ailedeki baba veya anne ile cocugu yine 6 ayda bir veya en cok uc ayda bir defa gorusmek icin biraraya gelebilirler. Akrabalar arasi telefon da, konu yoksa edilmez. Yani telefonlarda havadan ve sudan bahsedilmez, sesini isitmek icin telefon ettim denilmez. Konu olmazsa, aylar boyunca telefonla da gorusmiyen yakin akrabalar yuzde ellinin ustundedir. Biribirleriyle 6 ay veya daha uzun bir muddet gorusmemis cocuklar uzak veya yakin bir yerden gelip anne veya babalari ile takriben 2 yahut 3 metrelik bir mesafede biribirlerini baslarini one egerek vucut hareketiyle selamlarlar. Aman Allah’im bu nasil bir sevgi diyebiliriz bir Turk olarak, ama iste bu Japon sevgisidir! Bir Japonun bir yabanciyla bazen toka ettigi gorulur bu genel davranis sekli degildir, yani yabancilarla tokalasan Japonlar belki yuzde on mertebesindedir. Ancak yabanciyla tokalasan ayni Japon bile kendi kardesiyle, veya kizi yahut ogluyla tokalasmaz. Tokalasmak ve kucaklasmak Japonya’da Japonlar arasinda adet degil!!! Biz Turklerdeki kucaklasma veya tokalasma, yahut el opmenin zevki ve saygi olcusu Japonlarda bilinmiyor! Fakat ben Esim Japon olmasina ragmen, Turk adetlerini uyguluyorum. Eger bir muddet biribirimizi gormediysek, oglumla, kizimla veya karimla sarilarak ozlemimizi gidermiye calisiriz. Turkiye’ye Mart basinda gidip 3 Nisan’da Tokyo’ya geri dondum ve Narita Havaalanina beni karsilamaya gelen Esime sarilarak kucaklastim ve 33 senelik esime asigim, ozledim dedim. Turk arkadasim Namik bey ile de sarildim, kucaklastim. Ancak, Turkiye disinda umumiyetle bati ulkelerinde, ABD ve Japonya’da bir erkegin baska bir erkekle kucaklasmasini tamamiyle ters anliyorlar, cunku kafalarinin ici ve dusunceleri bozuk da ondan! Hele kucaklastiginiz erkek arkadasiniza yuzlerinizi surer ve yanaklardan operseniz daha da kotu algilaniyorsunuz. Herkesin deger hukumleri kendi kafasinin icindeki olculer oluyor, bu olculer tamamiyle kendileriyle ilgili bizi baglamaz diyerek ve kucaklasmanin onlara saf ve tertemiz oldugunu ogretebilmek ve gorus acilarini genisletebilerek gercekleri gorebilmelerini temin etmek icin Japonya’da Turkiye’ye gore daha cok kucaklasiyorum arkadaslarimla.
Anliyamadigim ve anlamakta zorlandigim husus Avrupali birinin veya bir amerikalinin soylemleriyle disariya cikan ve anlasilan dusunceleri. Bu soylemler o kadar cogaldi ki, insan bati teknolojisi diye ovdugu teknolojilerin altindan, batili insanlarin orantisiz insani degerlerini gordugunde, bu teknolojiyi uretmisler ama kendilerinin kafa yapisi boyle, cok yazik diyebiliyorsunuz, ayipliyabiliyorsunuz. Tabiiki, munferit olaylar veya birkac kisiden duyduklariniz o kisilerin dusuncelerini anlamanizi saglar, kurallar koyamazsiniz, fakat kendilerini CV lerinde o kadar iyi tanitan kisiler var ki, bunlari dinlediginiz de hayal kirikligina ugruyorsunuz. Bunlar yoldan gecenler de degil. Insanlarin her kim olursa olsun, manevi degerleri de olmayinca, konusmalari habire asagilara kayiyor! Is yerim olan ABD nin Japonyadaki Camp Zama askeri ussune birkac yil once Esimle beraber bir hafta sonu gezmeye gitmistik. Esimle beni, ust duzeyde gorevli profesyonel muhendis sivil amerikali gormus ve Pazartesi gunu isimde calismaya baslamistim ki, bu amerikali bana kiz arkadasimi mi usse getirdigimi sordu? Sasirdim, hayir esim dedim ve bundan sonra da esimi bir daha usse goturmedim. Hic aklima gelmiyen husus, amerikalinin devamli aklindaymis! Konusmiyanin dusuncelerini anlamiyorsunuz, dogru konusani ise hemen anlamiya ve cozmeye basliyorsunuz. Degerlerini anliyorsunuz. Ustelik isyerindeki amerikalilar, yoldan gecen amerikali da degil. Bunlar gerekli tahsillerini yapan yasini basini almis kisiler. Fakat zihinlerindekilerini soylediklerinde veya bes dakikalik bir genel konusma icinde birkac defa kufurlu kelime agizlarindan cikinca, bunlari hic mektep medrese gormemis, aile terbiyesi almamis, sanki sokakda buyumus, argo lisani konusan birileri ile muhatap oldugunuzu anliyarak, kaciyorsunuz onlardan. Onlar ise bu sekildeki konusmalarla ve hatta iki kelimede bir kufur ederek ve argo kullanarak kendi olculerine ve skalalarina gore medeni olduklarinin sanki gosterisini yaptiklarini saniyorlar, aldanma icinde olduklarini bilmiyorlar, anlamiyorlar. Fakat, medeniyeti ben boyle anlamiyorum. Amerikalilar buralara yazilmasi mumkun olmiyan konulara hemen giriveriyorlar. Bu hususlara genellikle Japonlarda sahit olmadim. Japon arkadaslarla ve Turk arkadaslarla haftada iki defa periyodik araliklarla bulusup cok guzel uzun sohbetlerimiz de oluyor. Ayrica, kismen yukarida bahsedilen hususlari manevi degerlere sahip olanlardan, milliyeti ve ulkesi neresi olursa olsun, asla isitmiyoruz. Cunku, art niyetleri yok, dusunceleri temiz ve saydam. Demekki, insanoglu yaptiklari ve dusundukleriyle kendini hayvandan asagiya da cekebilir veya meleklerin ustune de cikarabilir, bu iki uc arasi bizlerin kontrolunda. Herkes istedigi yone gidebilir, ama arkadas secerken de irade kendimizde, paralelimizde olanlari arkadas secebiliyoruz.
Bir Japon suphesiz ki Kanunlara uydugu halde, her istedigini yapamaz, yaptiklari ve yapacaklari cogunlugun yaptiklarina uygun olmalidir. Aksi halde uzerinde bir sosyal basinc hisseder. Her istedigini yapabilmek ancak yabancilar icin tolere edilir Japonya’da. Mesela oglumu ABD’ye gondermeden once Japonya’da bir Japon sirketinde calisirken, ogleyin butun calisanlar domuz ihtiva eden bir cesit hazir yemek secerlerken, bizim oglanin farkli yedigini gormusler ve nicin farkli yedigini merak ederek soramadan edememisler. Oglum da mecburen cevap vererek, Musluman oldugunu ve domuz yiyemiyecegini soylemis! Sonra da babasinin Turk oldugunu anladiklarinda, tamam bu normal cunku sen tam bir Japon degilsin demisler. Oglumun Japon ilkokulunda ve Japon ortaokulunda okulun kadrolu hocalarindan cektigi problemi yani ijimeyi yazimi uzatmamak icin buraya yazamiyorum. Kismetse kitabima yazacagim. Japonya’da on (10) yil Japonlarla beraber yasansa da ogrenilemiyen pek cok hususlar olabilir. Mesela, ben burslu olarak bulundugum ilk ikibucuk yil (1972-1975) icinde calisan Japonlarin maaslarindan daha yuksek bir burs ile gecinip universitedeki ikinci bir Master programimi tamamladigimdan, Japonlarla beraber isyerinde calismadigimdan ve yabanci oldugumdan, daima VIP muamelesi gordum ve Japonlarin hayatini anliyamadim, gercekden birseyler ogrenemedim. Burslu surede en yuksek standardi veren ve Japonya’yi en iyi bir sekilde gosteren bir program Milli Egitim Bakanliginca yapilmisti. Zaten boyle bir program icinde Japonlarin gercek hayatlarini ve yasam kavgasini anlamak pek mumkun degil. Hatta, sahsen kendimden parasal bir odeme yapmadan, program geregi bir defasinda Osaka’dan Japonyanin en guneyine ve bir diger gezide de en kuzeyine gidip, o sehir veya kasabada en zengin olan bir ailenin yaninda “home-stay” yaptigimi hatirliyorum. Burs suresinde, bazi resepsiyonlarda bakanlarla bile beraber olabiliyorduk, herkes cok nazik ve kibar davraniyordu. Hatta, Japonlardan farkli yabanci bir yuzunuzun olmasi Japonya’da bulundugunuz sure icinde yerine gore yabancilara buyuk kolayliklar da getirmekte. Bu husus hicbir bati ulkesinde dusunulemez. Bu kolayliklari bati ulkelerinde bulamazsiniz. Burs suresinden sonraki calistigim sure icinde yani son 28 yil icinde, hastaneye falan gittigimde, devamli olarak o hastanenin en iyi ve en tecrubeli ve lisan bilir doktorlari beni muayene ettiler. Ama Japon esim hastaneye gittiginde, hastanesine gore degismekle beraber benimle ilgilendikleri olcude karimla ilgilenmezler. Bu sebeple, onemli ve kritik sihhi konularda mutlaka esimle beraber giderek, beni muayene eden doktorun esimi de muayene etmesini rica ederdim veya sil bastan iyi bir doktoru hastanede sorarak arastirir esim icin bulurduk. Arastirdigimiz doktora itiraz edilmez ve o doktora yonlendirilirdik. Kocasi yabanci oldugundan, esimle daha iyi ilgilenirlerdi. Yabanciya devamli olarak Japonya’nin cok iyi yonleri gosterilmeye calisilacagindan, Japonlarin gercek hayatini yabancinin anlamasi zorlasir. Yani 15 yil Japonya’da Japonlarla beraber yasadim, Japonlari taniyorum diye kesin konusamazsiniz. 16 nci yilda ve hatta 30 ncu yilda bile bilmediginiz baska bir husus cikar karsiniza!
Japonlar Turklere gore cok farkli ve guc olan is hayatinda ve yasam standardinda yasamaktan sikayetci degillerdir, sebatla calisirlar, genellikle baska bir alternatif dusunemezler. Genellikle Japon sirketindeki sefiniz, amiriniz gunluk isini bitirip sirketden ayrilmadiysa, altta calisanlar, isleri yoksa bile sirketten ayrilamazlar. Yani hicbirsey yapmasalar da fiziken oradadirlar. Kalpleri baska yerlerde olabilir. Japonlar yaptiklari is zor da olsa, yaptiklari isleri oldugundan, yani issiz olmadiklarindan mesutturlar, yeter ki, calisacaklari ve para kazanacaklari isleri olsun. Emekli olup evde oturmayi olumu beklemek gibi dusunurler, bu nedenle mudurlukten emekli olsa da ayni kisi emeklilik sonrasi icin is arar. Ancak, bulabildigi is temizlik isi bile olsa, bu temizlik sirketinde cok dusuk bir maasla calismaktan memnun olur, gunune sukreder ve yaptigi kalifiye olmiyan isden de hic utanmaz. Japonlar, Almanlar gibi degil, soyle ki: Almanya’da temizlik islerini ve maden ocaklarinda calismayi umumiyetle Almanlar yapmaz, yabanci isciler calisir. Japonya’da ise, her turlu isi Japonlar yapar. Sadece bazi sirketler yabanci vizesiz isciyi bir Japon isciye gore ucuza calistirabildiginden yabanciyi calistirmayi tercih edebilir. Yine belirteyim ki, yazdiklarim genel hususlardir, ozel veya birkac kisiye ait ozel durumlar degildir.
Burada Japonya’daki emekli olanlarin alabilecegi emekli maasina degineyim: Yirmi-bes (25) yillik bir calisma suresinde ortalama 6,000 YTL aylik maasla calismis ve 25 yil prim odemis bir Japon bas muhendisin veya mudurun 61 yasinda alacagi aylik emekli maasi 900 ile 1.000 YTL arasindadir. Yukarida bahsi gecen 6,000 YTL aylik her calisana nasip olmaz, cunku bu rakam genel maas tavanina yakindir. Emekli maasi miktari yanlis degil, ortalama maasin sadece yuzde onbesi (%15) kadardir. Eger 40 yil calistiktan sonra yuksek maasla emekli olunur ve emekli yasi tutarsa, aylik emekli maasi 1,600 YTL’ye kadar, yani tavana kadar yukselebilir. Bu durumda son alinan maasin takriben yuzde 20’si emekli maasi olur. Emekli maaslari ve emeklilik oncesi normal maaslar her gecen yil azalma eyilimindedir. Tokyo’da bir otomobilin aylik park ucreti en ucuz olarak 250 YTL den baslar, 800 YTL’ye kadar yerine gore yukselir. Arabanizi evinizin yaninda ve is yerinde iki ayri yerde park ediyorsaniz, yandiniz demektir. Tokyo sehir merkezine trenle 30 veya 40 dakikalik mesafedeki tek odali 15 metrekarelik bir dairenin aylik kirasi 600 YTL’den baslar. Iki odali 25 metrekarelik dairenin kirasi 850 YTL den ve uc odali 35 metrekarelik bir dairenin kirasi ise en ucuz 1,000 YTL olabilir. Sehir merkezine yakinsa aylik kira da 2,000 YTL’ye kadar yukselebilir. Turkiye’deki gibi 100 metrekarelik 3 odali sehir merkezine yakin bir dairenin aylik kirasi 5,000 YTL den ucuz degildir. 120 metrekarelik Tokyo sehir merkezinde bakimli iyi bir dairenin aylik kirasi ise 10,000 YTL ile 15,000 YTL arasindadir. 20,000 YTL aylik kiraya, mesela 20 veya 30 katli bir binanin 20inci katinda manzarasi guzel 150 metrekarelik bir daire de bulabilirsiniz. Buralara sirket mudurleri oturur ve kira sirketden odenir. Bunlar villa kiralari da degildir. Turkiyedeki emekli maaslari ise benzer bir skala icin takriben 25 senelik calisma suresindeki ortalama maasin yuzde 90′i kadardir. Japon vatandaslarinin yuzde sekseni (%80) parasal yonden zengin degildir, gercekten fakirdirler. Ama yurtdisinda genellikle hep zengin intibai verirler. Cunku, 1,600 YTL aylik maasla calisanlar babalarinin evinde yasamini surdururse, aylik 400 YTL kadar evin yiyecek masraflarina istirak eder ve geri kalan maasindan mesela her ay 500 YTL biriktirerek, yurtdisi turistik gezi yapma imkani belirir. Genellikle, isyeri bir haftadan fazla izin vermez ve iki haftalik veya daha fazla sureli turistik seyahat yapmak istiyen kisi, istifa ederek isinden ayrilir.
Avrupa ulkelerinde, bilhassa Isvec’te yaslilara cok buyuk imkanlar ve kolayliklar getirilmistir. Yani bir ihtiyarin parasi olmasa da, cocuklari ona bakmasa da Isvec’teki ilgili kurumlar devletin finanse etmesiyle yaslilara olunceye kadar bakarlar. Fakat, Japon Hukumeti bilhassa ihtiyar emekliler icin onlari kismen ferahlatacak zaruri yatirimlari yapmaz, emekli maaslari yukselmez, bilakis her gecen sene calisanlarin ve emeklilerin maaslari duser fakat milyarlarca YTL her sene basina aksettirilmiyerek ABD’ye hediye edilir Japon Hukumetince. Mesela, 10 yil kadar once aylik maasi 7,500 YTL olan 55 yaslarindaki bir mudurun veya bir sirketteki 55 yaslarindaki basmuhendisin gecen seneki aylik maasi 10 yil oncesine gore yuzde 10 veya 12 nisbetinde azalmistir. Senelik ikramiyeler de azalmistir. Japonyada maaslar seneler gectikce yukselmemekte, bilakis azalmaktadir. Yukarida belirtilen maas miktarlari tavan gostergelerdir. Yani genc bir muhendis yeni ise baslarken, sirketinin bu muhendise odiyebilecegi aylik ortalama maas 1,800 YTL’yi gecmez. Bu genc muhendis umumiyetle aksamlari saat 22:00 den once evine donemez. Fazla mesai almadan ve senelik izinlerini kullanmadan calismak zorundadir. Bu maasdan ev kirasi verilirse, kendisi zor gecinir ve evliyse, karisinin da calismasi gerekir. Japonya’daki emekli yasi da gecen senelerde 65′e cikartilmis olup, 60 yasina gelenler mecburen emekliye ayrilir, fakat bu emekli 65 yasina basincaya kadar, aylik emekli maaslarini alamaz. Eger emekli olan Japon 65 yasina basmadan olurse, emekli maasini alamadan olmus olacaktir. Sag karisi varsa, kocasinin emekli maasinin takriben yuzde 70′ini alabilir ve kendi emekli maasi olsa da alamaz, yanar. Yani dul bayan tercihini yapacaktir, ya kendi emekli maasini veya kocasinin emekli maasini alacaktir. Evlenmemis kizlar bir isde calismadiklari halde, olen Babasinin emekli maasini da alamaz.
Aylarca once Afrika ulkelerinde, bilhassa Etiopya’da hasta olan, acliklarindan olen ve olmemek icin bocek toplayip yiyen komsularimiz icin Tokyo’da tanidigim Turk arkadaslara elektronik posta ile mesaj gondererek bilgi verip, insani konuda parasal yardim etmelerini talep ederek, Tokyoda satilan bir sise suyun parasal degerine muhtac olan insanlardan ve yiyecek bulamadigindan olen insanlardan ve hastalardan bahsetmistim. Onlarin cekilmis gercek fotograflarini da gondermistim. Aramizda bu asirda sinirlar yok gibi ve ucaklar 20 saat icinde Dunyanin her kosesine ulasabilir. Afrika ulkeleri de artik, bu asirda bizim komsularimiz oldular demistim. ABD ve diger bati ulkelerinin Afrikaya gerekli parasal yardimi yapmadigini ve Afrika insanlarinin toplu olumlerinin her an oldugu ve geri kalan Afrikalilarin da olmelerinin beklendigini ve neticede bu kitanin bir kisminin insanlardan ayiklandiktan sonra bati ulkelerince oralarin istila edilecegini, kendi bayraklarini dikeceklerini, oralara zararli kimyasal, radyoaktif artiklarin atilacagini yahut da Fransa’nin onceki senelerde yaptigi gibi atom bombasi denemeleri icin bir deneme alani secilecegini saniyorum. Afrikaya yardim mesajima sadece birkac degerli dostum musbet cevap vererek katkilarda bulundular, geri kalanlar cevap da yazmadilar. Muhim olan insani vazifelerimizi yapmak icin konuyu acmak ve herkese gercekleri gostermek! Gerisi herkesin bilecegi bir husus. Genellestirecek olursak, herkes kendi aile fertleri icin ask ve muhabbet ile dolu, kaynaklarla dolu ve yorulmak bilmiyen calisma potansiyeline sahip olunceye kadar. Kendileri tika, basa yese de, yiyemediklerini coplere atsalar da, komsulari icin verecekleri bir seyi yok zamanimiz insanlarinin cogunun. Olsa da bu verilecek olan, cevreye zarar veren kimyasal artiklar, radyoaktif artiklar ve benzerleri olabilir. abdnin Zambia’ya ne sekilde bir yaptirim uyguladigini “Gen-etik Sorunu” baslikli Aksiyon’dan alinan yazidan hep beraber okuyalim.
Birkac sene once bir Japon gazetesinde cikan haberi simdi hatirladim veriyorum: Yasli kari ve kocanin birkac haftadir evlerinden disariya cikmadiklarini, gormediklerini polise komsulari bildirirmisler. Polis kapiyi kirarak veya acarak eve girince yasli kari ve kocanin biribirine sarilmis olarak cesetleriyle karsilasmislar. Oleli de birkac hafta olmus. Mevsim kis ve bu ihtiyarlarin faturalarini odemediklerinden gaz ve elektriklerinin de kesilmis oldugunu polis tesbit etmis. NETICEDE KOMSULARIN HICBIR SEKILDE BU IHTIYARLARLA ILGILENMEDIKLERI VE DIGER TARAFTAN IHTIYARLARIN IHTIYACLARI KONUSUNDA KOMSULARINDAN DA BIRSEYLER ISTIYEMEDIKLERI GERCEGI ORTAYA CIKIYOR. GENELLIKLE JAPONLAR KOMSULARINDAN ODUNC ISTIYEMIYEN BIR TOPLUM! DEGERLER BUNA GORE VE HAZIN! HATTA, 350 YIL KADAR ONCEKI JAPON TARIHINE SAMURAI ADIYLA GECENLER ZAMANINDA, SAMURAI’IN KARNI AC BILE OLSA, KURDANLA DISLERINI KARISTIRIRMIS KI, GORENLERE BIRSEYLER YEDIM, KARNIM TOK YANLIS MESAJINI VE INTIBAINI VERMEK ISTERMIS, GERCEKTE ISE BIRSEY YEMEMIS VE ACLIK ICINDEYMIS!!! SAMURAI ACLIGINI BELLI ETMIYECEK SEKILDE GURUR SAHIBI! ACLIKTAN OLECEK, AMA GURURUYLA OLECEK! BU BIR ETIKET OLUYOR SAMURAI ICIN! Bu gercek misaller Japonya’dan, fakat gunumuzde avrupa ulkeleri ve abd’de de hemen, hemen ayni davranislar ve hatta daha kotu komsu iliskileri gorulmekte.
BIZ GORDUGUMUZ MUNFERIT OLAYLARI GENELLESTIREREK GOSTERMEK NIYETINDE DEGILIZ. GENELLIKLE GUNUMUZDEKI INSANLARIN GOZE BATAN BENCIL DAVRANISLARI, PARASAL OLCULERIN COK ILERI GIDEREK HERSEYIN SANKI PARA ILE SATINALINABILECEGI INTIBANIN VERILMIS OLMASI, PROFESYONEL OLAMIYAN CALISMA TARZLARI, TOPLUM PSIKOLOJISI, TOPLUMLARIN SOSYO-EKONOMIK SORUNLARI VE SOSYAL HAYATTA IZLEDIKLERIMIZDEN GENELLESTIRMELER YAPIP GORUSLER VERIYORUZ. NETICEDE, BUNDAN SONRA ACIKCA ANLAYACAGIMIZ MESULIYETLERIMIZIN VE ETIK DAVRANISLARIMIZ YONUNDEKI ICRAATLARIMIZIN DAHA MUSBET NOKTALARA HEPIMIZ TARAFINDAN YUKSELTILEBILMESI DILEGIMIZ VE DUALARIMIZ OLUYOR ALLAH’DAN.
Yerli ve yabanci toplumlarda mevcut olan ve ihmal edilemiyen bir baska buyuk grup ise, yasantilari sanki kulturlu, tecrubeli, ve tahsilli (okuma, yazma bilir) insanlarin gunumuzdeki 2000 lerin modasiymis gibi, bu etiket, gosteris ve izlenim icinde zaruri ihtiyaclari olan komsularini dusunmeksizin gunluk veya haftalik yahut aylik kazanclarini, hic esirgemeden bir gecede kuluplerde / disko veya barlarda harcayarak, oyun salonlarinda kumar oynayarak, sabaha kadar icip, uyusturucu alip, kendi skalalarinda kendilerini eglendirmeleri, kendilerini avutarak dertlerini unutmaya calisip sarhos olmalari, hayaller alemine dalmalaridir. Fakat, birkac saat sonra ayildiklarinda, yine eski dertleri onlari tekrar derinlerden yakalayacaktir ve tekrar periyodik olarak kumar oynama, icme ve uyusturucu alma fasli basliyacaktir onlar icin.
Yurdisinda, mesela Japonya’da binbir fedakarlikla calisan Turkler calistiklari sure icinde Turkiye’deki yasiyageldikleri standardin cok altinda yasam surdurmekteler, bu bir gercek. OMUR GECIYOR VE NETICEDE BIR ANDA BU DUNYANIN SONUNA GELECEGIZ VE OLUME YAKLASIYORUZ HER GECEN SANIYEDE. Yurtdisinda sokaklarda altin veya para da bulunmuyor. Calismadan para kazanmak da mumkun degil.
INSANI VE MANEVI MISYONLARINIZ YOKSA, YANI YABANCILARA INSANI DEGERLERI (INSANI INSAN YAPAN DEGERLERI) VE MANEVI DEGERLERINIZI VEREMIYECEKSENIZ, YURTDISINA GITMENIZ VE SADECE PARA KAZANMAK ICIN CALISMANIZ GEREKSIZ BANA GORE. FAKAT, SAHIP OLDUGUNUZ DININIZ ILE AYNI DINI PAYLASAN BIR ULKEYE GIDIP, O ULKEDE CALISMANIZI VE ORANIN INSANLARIYLA DA FIKIR ALISVERISINDE BULUNMANIZI ONLARA DEMOKRATIK GORUSUNUZU VERMENIZI HARARETLE TAVSIYE EDIYORUM.
Hangi ulkeden kaynaklanirsa, kaynaklansin, teknik hatalari affetmiyen, kural / kaide / kanunlar hilafina icraat yapanlara, ve ayrica T.C. vatandaslarinin vergileriyle maaslari verilen fakat gorevlerini kismen de olsa yapmiyan / mesuliyetlerinin bir kismini yerine getirmiyen memurlari tesbit ettigimde, her kim olursa olsun bu durumu duzeltebilmek icin butun maddi ve manevi imkanlarimi ve kaynaklarimi seferber ederek harekete gecme potansiyeli olan bir karaktere sahibim. 1970′LI YILLARDA HASTANELERDE VE THY’DE KARSILASTIGIM MILLI MENFAATLERIMIZE ZARARI DOKUNAN PROBLEMLERI YETKILI ORGANLARA BILDIREREK ONLEM ALINMASINI ISTEMISTIM. Vatandaslarimizdan alinan vergilerin ve vakif paralarinin cok iyi bir sekilde, tutumlu bir sekilde harcanilmasi gerekmektedir. Vatandaslarimizla aramizda olan hak ve hukuk esaslarini hic unutmamaliyiz. Hatta, yanimizdaki kisinin solunum esnasinda cigerlerinden cikan havayi cigerlerine ceken bizimle veya baska biriyle aralarimizda hemen o anda hak ve hukuk konusu belirir Allah katinda. Biribirimize karsi saygili olmaliyiz, bu bilincle yasamaliyiz. Solunum yoluyla gecen bir hastalik tasiyan birinin yanibasinda olmak ister misiniz? Kisilere gore degismekle beraber, cok sevdiklerimiz haric, hic kimse bu riski almaz.
Dort (4) yil kadar once T.C. Diyanet Isleri Baskanligi’na geregi icin arzettigim onemli bir konu, Baskanlik icinde cozume kavusamadigindan, bu husus icin Meclis Baskanimiz Sayin Bulent Arinc, Basbakanimiz Sayin Recep Tayyip Erdogan ve Basbakan Yardimcimiz ve Disisleri Bakanimiz Sayin Abdullah Gul’e mecburen konuyu raporumda esimle beraber arzederek kiymetli vakitlerini almak zorunda kalmistik. Her zaman cok takdir ettigim ve saygi duydugum husus, Turkiye Cumhuriyeti’nin demokratik bir ulke olmasi ve vatandaslarimizin gerektiginde seslerini kademeli olarak T.C. Cumhurbaskanina kadar demokratik yoldan duyurabilmeleridir. Tabiidir ki, gundemin sahsi konular ve sahsi cikarlar olmamasi gerekiyor. Ve olamaz da!!!
Burada cok onemli olan temennim ve dilegim Cumhurbaskanligi Kosk alaninin Canakkale Meydan Muharebesinde sehit dusmus rahmetli merhum Dedelerimizin ve rahmetli merhume Ninelerimizin ve Gazilerimizin torunlarinin ve torunlarinin da torunlarinin rahatca gezebilecegi ve ziyaret edebilecegi bir mekan / cografya olarak butun Turk vatandaslarina, topyekun Milletimize cok yakinda acilmasi / sunulmasidir. Edirne’den Agri’ya, Samsun’dan Kahramanmaras’a kadar Anavatanimizin her kosesinden her Turk vatandasinin kadinlar ve erkekler esit olarak, hurriyetleri hicbir sekilde tahdit edilmeden Cumhurbaskanligi alanina ve Koske girebilmeleridir. Bunu gerceklestirecek Sayin Cumhurbaskanimiza nezaket ziyareti yapmayi ve kalben tesekkurlerimi arzetmeyi / sunmayi bir minnet borcu olarak butun kalbimle hedefliyorum. Ilkokula gittigim zamanlarda Cumhurbaskanligi Koskune ziyarete gidebiliyorduk, son yedi (7) yil icinde gidemez olduk, giremez olduk. En hayirli olan neticeyi butun Turk milletimize, yeni Cumhurbaskanimiza ve Basbakanimiza nasip etmesini Allah’dan butun gonulumce diliyorum.
Bu paragrafta yurtdisindaki isyerimde 2005 ve 2006 yillarinda karsilastigim gucluklerden bir kismini bildirerek, yurtdisindaki Japonya’daki is hayatimi tasvir etmeye calisacagim: Isyerim Japonya, ancak isverenim A.B.D dir. Dolayisiyle isyerinde karsilastigim teknik konulardaki gucluk ve problemler ABD ile ilgilidir. Japon Hukumeti ile ilgisi yoktur. Japonya’da Elektrik Y. Muhendisi kadrosunda calistigim ABD Milli Savunma Bakanligi Kara Kuvvetleri Komutanligina (Pentagon) ait Camp Zama adindaki askeri usde, ust duzey yetkililerin yaptiklari teknik hatalari soylemem, yazmam ve hatalarin duzeltilmesini istememin, benim profesyonel olarak calisan biri olarak meslegimle ilgili etik bir hakkim olduguna inanmistim. Cunku 2006 senesine kadar Turkiye’de ve yurtdisinda isyerlerimdeki calismalarimi bu inancim uzerinde yapagelmistim. Maalesef, bu inancim beni 2006 yilinda yaniltti. Hakli olmama ragmen bu hakkimi alamadim. Bunun anlami soyle: Muhatap oldugunuz Amerikalilar profesyonel degil. Herkes degil ama, general rutbesindeki amerikali askerin de profesyonel calismadigi ortaya cikti. Ve askeri veya sivil yonetici olarak, yuksek makamlari isgal etmelerine ragmen hic de etik hareket etmiyorlar. Utanacak hallerine utanmiyorlar, yuzleri kizarmiyor, ustelik orali olmiyarak kahkahalarla guluyorlar. BUNA BEN YEDIKLERI DOMUZUN ETKISI DIYORUM. Mesela, ofis saatlerinde ust duzeydeki bir amerikalinin altlarina ve emsallerine dogru iki gun icinde 3 adet pornografik elektronik posta ile mesajlar gonderdigini anladigimda hayatimda ilk defa hayretler icinde kaldim. Bu nasil olabilir dedim? Iki yil once bizim ofisteki amerikali sefin yerine vekaleten baktigimdan bu kirli mesajlar bana da otomatik olarak yonlendirilmisti. Mesai saatleri icinde amerikan hukumetine ve Pentagona bagli ofislerde takriben on (10) amerikali ve bes (5) Japon (ikisi kadin) bu kirli mesajlari 3 yil icinde yuzlerce ve muhtemelen binlercesini (iki gun icinde 3 mesaj gonderilirse, 3 yil icinde 1,500 mesaj sirkule edilebilir ve bir mesaj icin sadece 10 dakikalik zaman israf edilse, 3 yilda 10 kisinin israf ettigi zaman 150,000 dakika veya 2,500 saat olur, fakat israftan da daha onemlisi 1,000 kisilik ofislerde calisma etiginin bozulmus olmasi. Bu hesap mesaji alanlarin baskalarina yonlendirmemesi kabullendigine gore yapilmistir) alip, binlerce saatlik insan gucu israf ediliyor ve amerikan hukumetine ait, Pentagon’a ait 1,000 kisilik ofislerdeki calisma etigi cok asagilara cekilmis oluyor ve bu adamlar utanmadan Amerikan ve Japon vatandaslarindan toplanan vergilerden yuksek maaslarini da aliyorlar, yiyip icebiliyorlar ve guluyorlar da. Umurlarinda degil, zaten amerika da artik dususe gecti son senelerinde! Dusmeye devam, dusus sonlari oluyor!
Pornografik mesajlarin sirkulasyonuna itiraz ederseniz ve teknik konularda, muhendislik konularinda amirlerinizin hatalarini bulup, teknik goruslerinizi bildirerek bunlara itiraz edreseniz, size cevap vermezler, ama idari guclerini kullanarak sizin isinize son veriyorlar. BENI SEVINDIREN EN IYI GELISME ISE BUTUN UGRASILARIM NETICESINDE JAPONYADAN HAWAII’YE TERFI ILE TAYIN OLAN UST DUZEYDEKI SIVIL AMERIKALI NETICEDE HAWAIIDEKI OFISINDE BIR YIL CALISAMADAN 2006 YILI IKINCI YARISINDA ISTIFA EDEREK SORUMLULUGUNU UZERINE ALMIS OLDU. BU DA BANA GELEBILECEK EN IYI BIR CEVAP OLDU. Esasinda yanlis konstruksiyon yapilmadan onceki safha proje detaylarinda ABD’nin spesifikasyonlarinin bazi paragraflarina gore ihlalini gorerek, bu konuda birkac defa ikaz mesaji gonderdigim halde, ve profesyonelligi istedigim halde, yine de ihlali onliyemedim. Usde calistigim son 19 yil icinde bitirdigim teknik islerimde hicbir teknik ve idari hata yok. Mesaim 17:30 da resmen bitmesine ragmen, islerimi tam bitirebilmek icin 18 sene suresince hemen, hemen her gun ilaveten iki (2) saat bazen de uc (3) saat fazladan calistim. Onceki sirketimde de 9 sene boyunca bu sekilde calistim. Amerikali mudure pornografik mesajlardan ve teknik hatalardan bahsederek, birkac ofisi duzelterek etik olmasi gereken calisma sartlarini yeniden ofislere tesis etmesini talep ettim. Etiklik konusu calisanlarin en tabii hakki. Ayrica spesifikasyon ihlalinin onlenmesini ve bitirilen konstruksiyonun yeni bastan duzeltilmesini de talep ettim. Taleplerimi yerine getirmedi ve kendilerine uymadigimdan isime son verdi. Daha sonra ise Pentagon’a bagli Amerikali bir General ile bir Albay’in ve ust pozisyondaki 3 sivil Amerikali gorevlinin -mudur dahil- yanlis kararlarini kabul edemedigimden, itiraz ettim itirazim kabul edilmeyince ABD’nin Savunma Bakanligi’ni (Department of Defense, ve Pentagon) hakli oldugum konularda Japonya’da iki defa mahkemeye verdim. Ofislerdeki calisma etigini bozmus olduklari ve teknik konularda hata ve ihlal yapmis olmalarina ragmen isime son verip, beni erken emekli yaptilar. Epeyce parasal zararlarim da oldu. Hakli oldugum soyle de anlasiliyor: Benim isyerime gelmeden, ofisimde calismadan 31 Aralik 2006 tarihine kadar 6 ay suresince ozel izinli kabul edilip maasimi odemeyi de taahhut ettiler. Calismak icin mahkemede cok israr ettim, direttiysem de kabul etmediler. Buradan amerikanin ve amerikali sivil yoneticilerin ve amerikali generalin ve albayin gercek yuzunu gorebiliyoruz. Ve ustelik, Japonya ile ABD arasindaki Status of Forces Aggrement (SOFA)’nin ilgili maddelerinin tatbiki ile mahkemeye ABD yetkilileri gelmediler, bu hukuki konuda ve mahkeme durusmalarinda ben, tercuman olan esim ve iki avukatim Japonya Hukumeti Adalet Bakanligi hukukcularini / yetkililerini muhatap almak mecburiyetinde kaldik.
Japonlarin genellikle parasal zenginlige sahip olduklarina dair yanlis imaji hic degilse Turkiye’de silmeliyiz. Onlar fakir ve zavalli insanlar, onlara acimamiz da gerekiyor. Onlari Turkiye’deki turistik yerlerdeki alisveris merkezlerinde / magazalarda aldatmamamiz gerekiyor. Cunku bu konuda pek cok Japondan ve bir yakin akrabamizdan devamli sikayetler duyduk. Japonlarin yuzde 80′i fiziken cok calisip, olu gibi evlerine donerler. Trenlerde uyuklarlar. Aksam gec saatlerde trenlerde uyuklamalar ve bazen sabah saatlerinde kalabalik trenlerde ayakta seyahat eden Japonlarin da uyukladiklarini gormek mumkun, bu da Japonya’da anormal degil. Calismalari ve yorulmalari karsiliginda, mureffeh bir hayatlari da yok maalesef. Dar gelirli bir Turk’un Turkiye’de yasamasi ve standardi Japonlarin yuzde ellisinden cok daha iyi dersem, bu gozlemlerime gore dogrudur.
Bana sorarsaniz, Japonya’ya ve Japon teknolojisine cok ozenebilirsiniz, ozeniniz. Bu teknolojiyi Turkiye’ye transfer ederek fabrikalarda tatbik etmeniz cok yerinde olur. Japonlardan, calisma sistemlerini, kural ve kaidelere son derece bagliliklarini da aynen kopye edelim ve hic degilse trafik kazalarimiz azalsin. Trafik kazalarinda olenlere verilecek tazminatlari ve baskalarina verilecek zararlar icin odenecek tazminatlari da kaza yapanin veya kazaya sebep olanin veya onun yakinlarinin odiyecekleri seklinde T.C. Kanunlarimizi Japon Kanunlari paralelinde degistirebilirsek, bu da Turkiye icin buyuk bir kazanc olacaktir. Boyle olursa, trafik kazalariyla hurdaya cikan araclarimiz ve olenlerin sayisi ondabirlere veya yirmidebirlere duserek son derece azalacaktir. Bu durumda bir senede Turkiyede trafik kazalarinda olenlerin sayilari muhtemelen ikibin kisiyi gecmiyecektir. Japon Kanunlarina gore saniktan / sucludan tahsil edilecek tazminat miktarlarinin caydirici olma ozelligi vardir. Mesela, trafik kazasinda genc bir doktoru oldurduyseniz, veya onu calisamaz hale getirdiyseniz o doktorun veya butun oldurduklerinizin olunceye kadar olabilecek gelirlerini odemekle mukellefsiniz. Kisa zamanda odiyemiyorsaniz bile, olunceye kadar calisip gelirleriniz ile baskalarina verdiginiz zarari odemekle mukellef olabilirsiniz Japon mahkemeleri kararlarina gore. Bazen bu tazminatlar milyonlarca YTL veya onmilyonlarca YTL de olabiliyor. Japonlarin ticari ahlaki da cok guzel ve Turkiyeye ithal edilmesinde faydalar var. Ancak bilmediginiz diger hususlari analiz etmeden Japonlari kendinize ornek almayiniz. Sahsen ben Avrupa ulkeleri halkina, ve amerikalilara hic ozenemiyorum, ama Japonya’ya ve Japonlara ozentim ve sempatim var. Ozenmeler herkese gore degisir ve herkesin fikir ve dusuncelerine de saygimiz var.
GERCEKTE, BIZLER EN COK KENDI TURKLUGUMUZE, TURK VATANDASLIGIMIZA OZENELIM HEP BERABER VE TEMBELLIGI BIRAKIP, COK CALISALIM, VERDIGIMIZ SOZLERDE DURALIM. BILDIGIMIZ FAYDALI HUSUSLARI TEKELIMIZDE TUTMAYIP, BILMIYENLERE BIR CIKAR BEKLEMEKSIZIN OGRETELIM. IMALATIMIZIN VE URUNLERIMIZIN KALITELERINDEN VE KENDI KALITEMIZDEN FEDEKARLIK YAPMIYALIM. ZEKALARIMIZI TERS YONLERDE KULLANMIYALIM. KENDI INSANLARIMIZI VE TURISTLERI PARA KAYNAGI GIBI GORUP ALDATMIYALIM. AB NASIL OLSA BIZLERI ALMIYACAGINDAN, KENDIMIZI AB’YE GIRECEGIZ DIYE ALDATMIYALIM, OYALAMIYALIM. ZAMANIMIZI ISRAF ETMIYELIM. GIREMIYECEGIMIZI BILEREK, OLCULERI VE MANEVI DEGERLERI BIZLERDEN FARKLI OLAN AB HALKINA OZENMIYELIM. ONLAR GIBI YASAYARAK, MEDENI OLACAGIMIZI HIC DUSUNMIYELIM, BUYUK YANLISLIK YAPARIZ VE BIZLERDEN SONRAKI NESILLER BIZE OLAN SAYGILARINI YITIRIRLER! AMA BIZ ATALARIMIZA VE OSMANLILARA OLAN SAYGILARIMIZI MUHAFAZA EDIYORUZ. KENDIMIZIN ORF VE ADETLERINI UNUTARAK, BATIDAKILERINI ALARAK MEDENI OLAMIYACAGIMIZI ANLAMAMIZ GEREKIR! TURKIYEMIZIN BUGUNKU POTANSIYELINDE, ULUSAL ZENGINLIKLERIMIZI KULLANARAK, CIDDI BIR SEKILDE CALISARAK, GOSTERI YAPMADAN GERCEKTEN CALISARAK takriben on (10) YIL ICINDE milletce gayret ettikten ve calistiktan sonra Dunyanin butun ulkelerinin insanlari Turkiyemize ve biz Turklere ozeneceklerdir / imreneceklerdir. Bu kacinilmaz bir neticedir. ONLAR BIZLERI ORNEK ALACAKLARDIR, BIZIM ONLARI ORNEK ALABILECEGIMIZ ZENGINLIKLERI YOKTUR. BAZILARIMIZIN GOZLERI ONLARDA BAZI ZENGINLIKLER GOREBILIR, BUNLAR SADECE TEKNOLOJI DUZEYINDE KALMASI GEREKEN ZENGINLIKLER OLMALI. Neticede cok calisip simarmamaliyiz, olgun, mutevazi, agir basli, demokratik ve otoriter olmaliyiz. Yasamimizda, asla manevi degerlerimizden toleransli davranmamaliyiz. YOKSA KAYBEDERIZ HERSEYIMIZI!!!
Japonlar Dunya’yi bilmiyorlar, yavas, yavas ogreniyorlar. Ama Turkiye’de yaptiklari alis verislerde genellikle aldatildiklarini sonradan anliyorlar ve Endonezya’ya giden Japonlar orada aldatilmadiklari halde, Turkiye’de nicin aldatildiklarini anliyamiyorlar ve cok uzuluyorlar. Ayni Japon turist alisverislerde aldatilmadigi surece, pek cok defa Turkiye’ye gelecektir, ama aldatilirsa bir daha gitmiyecektir. Bu konuda fazlaca sikayetler duyuyoruz ve uzuluyoruz. Bunu da onlemeliyiz. Turistleri para makinesi olarak gozlerimiz gormemeli!
Dunya’da dogumlar ve olumlerle beraber nesiller devam edecek kiyamete kadar. Dunya bir imtihan dunyasi bilindigi gibi. Musterek gayelerimiz ve odaklanacagimiz hedefler hem bu dunyada her yonuyle kaliteli ve etik bir yasam icin olmali ve hem de Dunyadaki sinavimizdan iyi derecelerle gecerek ebedi hayatimizi mesut bir sekilde sevdiklerimizle beraber, komsularimizla beraber, Afrikali komsularimizla beraber Cennette gecirebilmek icin olmali. Buna gayret etmeliyiz. Allah’dan tek dilegimiz de bu olmali. Baska ne olabilir ki!!! Gerisi bombos!!!

Japonya ‘da uzun yıllar yaşadığınız anlaşılıyor..şimdilik sadece bu yazıyı okudum ama hemen cevap vermek istedim…çok önemli noktalardan bahsetmişsiniz..bugünlerde bahsetiğiniz kaygıları taşıyan ve japonya mı türkiye mi kararını vermeye çalışan biri olarak yazılarınızı takip edeceğim…benim de manevi yaşam kaygım olmasaydı sanırım japonyayı tercih ederdim..
Ahmet abi yazınızı merakla ve ilgiyle okuduk. Tecrübelerinizi bizimle paylaştığınız için teşekkür ederiz. Bizim gibi buralarda yeni sayılabilecek kimselere faydalı olur kanaatindeyim. Yazılarınızın devamını bekliyoruz.
MERHABA, GERÇEKTEN GÜZEL PAYLAŞIM JAPONLAR ÇOK İYİ VE SAFLAR BEN K.MARAŞTA OTURUYORUM. JAPONLAR BURAYA GELİYORLAR MAKİNE MÜHENDİSLERİ! ONLARLA KONUŞMAK ÇOK EĞLENCELİ VE ZEVKLİ, ÇOK TATLILAR BURDA MAKİNE MÜHENDİSLİĞİ YAPIYORLAR ONLARLA ÇOK SAMİMİ ARKADAŞIZ